Yazdır

OKU!

Birşeyi asıl manasıyla kullanmadıktan sonra, o şey hiç konuşulmamış hükmünde olur aslında!..

Yazdır

EMEVİ YÖNETİM ANLAYIŞI İLE EHLİBEYT'İN YÖNETİM ANLAYIŞI VE TÜRKLÜK

   Zamanın ibrelerinin yavaş yavaş döneceği istikametten size haber edeyim. 


Bu bazı farkları ortaya koymak ve Ufukta birleşecek alın yazısını beliryecek bir yazıdır aslında...

   Arif olanlar anlar...

   Şimdi Emevi Yönetim anlayışı ile ehlibeyt Yönetim anlayışının dinamikleri açısından önce ayrılıkların temel noktalarından başlayarak, İslam alemi ve dünyanın şimdiki durumunu yorumlayacak duruma gelelim...

     Öncelikle, Emevilerdeki yönetim anlayışı, tek bir kişinin padişah, başkan, kral veya halife! olarak seçilmesi ilkesine dayanır. O kişi de istediğini tayin ederek, bütün saltanatı kendi onayına bağlar!?

   Ehlibeyt'in yönetim anlayışı ise; Peygamberimizin Medine sözleşmesinde açıkça 28 madde olarak yer alır. Bu da Kur'an'da "Onlar Şüra ile yönetirler" ayetinde belirtilen yönetim biçimidir. Bunun anlamı, halk temsilcilerini seçerek, temsilciler heyetinin oluşturduğu Şura ile genel konular hakkında ve tüm umumun ortak çıkarı ve yükselişi için Şura kararı alınmasına dayanır!... İsteyen gidip Medine sözleşmesini inceleyebilir!...

   Böylece, Emeviler, Saltanatı bir kişinin iki dudağı arasına teslim eder. O makamın sorgulanamayacağı hükmünü geçerli kılmak için, "Zıllullah!" yani "Sultan allah'ın yeryüzündeki gölgesidir!" ayetini, yönetim anlayışını saptırmak için kullanırlar!'?

       Ehlibeyt ise, İlk olarak sistemi kurmuş olan peygamberin yolunu tamamlamak üzere VEKİL (veya HALİFE) tayin edilmişlerdir. Sistemin tam anlamıyla kurulup işlemesi ve tamamlanması ile vazifelidirler. 

      Böylece, Ehlibeyt sayesinde, Şura yönetimi, kişilerden çıkıp, tüm halkın kendi temsilcileri ile kendi kendini ve hak kanunlarla yönettiği bir şekle dönüşecek idi...

   Fakat, Emevilerin saltanatı ve para kaynağının, halka adaletli bir şekilde iletilmesini, saltanatları için tehlike olarak gördü ve buna tahammülleri olmadığı için, tarihin en büyük katliamlarına imza attılar...

     Ehlibeyt, İnsanları dinin derinleşen yönüne çekmek ve onların 12 İmamlar mağrifetiyle İslamın tüm rukünlerinin oturtulması ve sistemin dönmesi için çaba harcarken; Emeviler, Kur'an'ın tüm hükmü yerine 5 farz ibadet başlığını uydurarak, camileri çoğalttılar ve 5 vakit ibadetin tamamen arınma için yeterli olduğuna dair fetvalarla insanları düşünmeyen saltanat uşakları haline getirdiler. "Allah'ın adıyla" ve "Namazla" islamı kölelik dini haline getirdiler... İnsanları Allah'ın ismiyle kandırdılar!...

     Ehlibeyt, 100'ün üzerinde üniversite kurmuş ve 4000'den fazla kaşif ve Mucit yetiştirmiş hak İmamlardan oluşur...

   Onun en başı İlmin kapısı Hz. Ali'dir ve sonuncusu da Mehdi'dir... 

   Emeviler ise, bu arada kitaplıkları yakmış ve Ehlibeyt taraftarlarını kılıçtan geçirmiştir. Saltanatları da daim olsun diye, kız çocuklarını eve hapsetmiş ve Alimleri de sadece "din alimliği" başlığında kendi belirledikleri müfredat ile cehalete mahkum ederek islamı mahvettiler!...

     Emeviler, saltanat kurma uğruna, yalan hadislere öncülük ettiler; Buna karşı gelen Ehlibeyt taraftarlarına Harici, Rafizi, Namazsız, Dinsiz vs. sahte fetvalar düzenleyerek; her yerde katliam fermanı ile onlardan 70 kişi öldürenin Cennete gideceği fetvasını çıkardılar!?...

    Aynı Emeviler, Hz. Ali'ye Mimberlerde 80 yıl boyunca Lanet ve küfür edilmesi için emir verdiler... Ta ki 22.'inci Emevi Halifesi Ömer bin Abdülaziz zamanına kadar bu uygulama devam etti!? Dinin bütün tanımlarını yalan dolan hadislerle değiştirip talan ettiler! 

   Emevilerin torunu olan Ömer bin Abdulaziz bu haksızlığı ortadan kaldırmak, bunları düzeltmek ve Ehlibeyt'in hakkını iade etmek isteyince, Emeviler Onu da öldürdüler!?

     Bu ve bunlara benzer onbinlerce çirkin olay, tarih kaynaklarında yer almaktadır. Emeviler, bu yolun adını "Ehli sünnet vel Cemaat" olarak koymuştur!...

     Emeviler, makamın asıl sahipleri olan Ehlibeyt'i savunanlara da; "Lanetlik Hz. Ali'nin tarafı!" ya da "Pis Aleviler!" adını koymuşlardır!?...

    Yani Ehlibeyt'i sevenlerin adı "Katli vacip Pis Aleviler!" olarak Selefi Emevi Vahhabi geleneği haline getirilmiş ve Sünni Jargonun içine bu zehirli durum yumuşatılarak zerk edilmiş idi!?

     Şimdi bu bilgilerden sonra, Kur'an'ın Ehlibeyt'i sevme emrinin ne anlama geldiğini ve nasıl bir öneme sahip olduğunu açıklayabilirim:

   Ehlibeyt'i sevmek, Onların sevdiğini sevip, onların karşı olduğuna karşı gelmektir.

   Ehlibeyt'i Sevmek; Bütün bu Emevi kaynaklarını yanlışlardan arındırmak ve Medine        Sözleşmesindeki maddeler ile Şura yönetimi başlığında Peygamberin uygulamaya koyduğu Kur'an kaynaklı asıl yönetim anlayışını tesis etmektir.

   Sırf bu neden yüzünden, her Türk ve Ehlibeyt Muhibbi olan aydın insanlar, Atatürk'ün uygulamalarının ŞURA yönetimi olan "Ehlibeyt anlayışına uygunluğunu" bilir ve onu sever; Ve her Emevi Selefi Vahhabi'liğin etkilediği Sünni Jargonun kökten dincileri Türklüğünü unutur ve Emevi anlayışına döner, Onlar da asla Atatrük'ü sevmez!...

     Zaten dünya genelinde İslamın ve tüm insanlığın geriye doğru gidip bağ kuramamasının ana nedeni, Hz. İbrahim'den sonra son ümit olan Ehlibeyt yolunun ortadan kaldırılmaya çalışılmasıdır...

Kur'an'da "Kafirler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır." der. 

   O Nur, İslamın kendileriyle tamamlanacağı vaadedilen Ehlibeyt'tir...

   Peygamberimizin başlattığı yönetim anlayışının uygulamasını oturtmakla görevli olan Ehlibeyt'le o nurun tamamlanacağı belirtilmiştir. Bunu direkt hadisler söylüyor!...

    Eski Türk inanışı ile ehlibeyt yolunun Şura anlayışı, zaten Türk Kurultay mantığı ile de eşleşiyor!?

     Bana göre, bu eşleşme; Karanlıklarda kalmış bu dünyayı yeniden aydınlatacak güneş olarak ufukta birleşmeyi bekliyor!...