Yazdır

HUNLAR

Maenchen-Helfen'in Hunlar’a olan ilgisi ilginç bir biçimde kendi hayatıyla ilgilidir.

Yazdır

HUNLAR VE GOTLAR

Profesör E.G. Stanley Cambridge Universitesi’nde Tarih Bölümü öğretim üyesidir. ‘Anglo-Sakson Paganizmini Arayış’ (1975) adlı bir monografi yazmıştır.

Yazdır

RAHİM CAVADBEYLİ’YE YAPTIĞINIZ EZİYET DEĞİL MİDİR EY İÇ İŞLERİ ve EMNİYET?

  

Bu gün sosyal medyadan okuyup en çok güldüğüm aforizma; “Bir Papaz (Bronson) doları 8.0 TL’ye fırlattı, bin tane İmam bir oldu çıkaramıyor,” oldu.


Adam, Türkiye'de ajanlık faaliyeti yaptığı iddiasıyla mahkemelerimizde yargılanıyor. ABD de “Adamın suçu yok, gönderin,” diye bastırıyor. Ey yöneticiler bir yandan “Türk mahkemeleri bağımsızdır,” diyorsunuz diğer yandan hapishaneden ev hapsine çıkarıyorsunuz yetmedi görüşmeler için ABD'ye bir de heyet gönderiyorsunuz?

                Papaz için ayağına gittiğiniz ABD’nin hükmü var da Rahim Cavadbeyli’nin yok mu? Hâlbuki o mazlum bir Müslüman ve Türk! O bir Güney Azerbaycan Türk’ü. Tebrizli. Dört yıldan beri Türkiye'de yaşıyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği Ofisi’nin gözetiminde. Yani “özgürlüğüne yönelik bir tehdit ile karşı karşıya kalacağı bir ülkeye gönderilemez.” Statüsü böyle iken Cavadbeyli, 02 Ağustos 2018 Perşembe günü sorgusuz sualsiz gözetim altına alındı ve İran’a iade edilmek üzere Van ilindeki bekleme kampına gönderildi. İran'a gönderilirse sonunun ne olacağı belli!

                Riyakâr basın Bronson’la yatıp kalktığından İranlı bir Türk’ün durumundan hiç kimse haberdar değil. Olmadığı gibi de umursamıyor da. Rahim Cavadbeyli, İran yönetimi için sakıncalı ve şimdi oraya gönderilme tehlikesi ile karşı karşıya. Dört yıldır Türkiye'de Birleşmiş Milletler mültecilik statüsü şemsiyesi altında güven içinde yaşıyordu. Şimdi?

               Sayın Cumhurbaşkanı Türk’ün mehabetinden bahsederken Rahim de bu özelliği yazdığı için mi ilgisiz kalmalıyız? Yoksa Kürt kökenini açığa çıkarttığı için mi İran’a teslim ediyoruz? Neden?

                Her ne kadar A. Bican Ercilasun bu günlerde alzhaimer ile boğuşan Emine Işınsu’nun romanlarından ikisini; Çiçekler Büyür  ve Cumhuriyet Türküsü’nü,  Cavadbeyli’nin Azeri lehçesine çevirdiğini yazsa da ben ne yazarını ne yazılanı önemsemediğimden beni pek ilgilendirmiyor. Beni ilgilendiren Rahim sayesinde Kürt kökeninin öğrenildiği ve Hapistekinin şürekâsı tarafından tehdit edildiğidir. Ha, birileri de; Türk kelimesinden hazzetmeyen Emevi ahlaklı nam-ı diğer İslamcılar, sessiz kalıp güya İslam kardeşliğine devam diyor. Peki, bunlar İslam adına ne yapmışlar? Cevad Kürdü Arabı anlatırken bunların Hatay’da Suriyeli hatunlara yardım (!) peşindeler. Hacı Efendileri de Sayın Cumhurbaşkanının has adamıyım diyor. Ya kendileri duyarsa?

                Bu Emevi döllerinin tuhaf bir İslam kardeşliği anlayışı var! Hz. Ömer’e göre Gayrı Müslimler, özellikle de Yahudilerle arkadaşlık edilemezken bunlar ederler. Hatay’da dinler arası kardeşlik sloganıyla Müslüman kadınla Hıristiyanı Havrada evlendirirler. Ve hala İslam’ı savunduklarını zannederler. İslam yurdu savunmak için cihadı şart koşarken burnumuzun dibindeki adalarda fiilî durum yaratılır, adalar işgal edilir, seslerini bile çıkarmazlar. Irak'tan, Suriye'den gelen Türkmenler bin bir sıkıntı çekerken milyonlarca Arap ellerini kollarını sallaya sallaya Türkiye'de dolaşır, her türlü hizmetten de parasız yararlanır. Bunlara, “niye çalışmazsınız, cepheye niye gitmeyip nargile fokurdatırsınız,” diye sorulduğunda, “bizi Tayyip çağırdı,” derler. Sanki Sayın Cumhurbaşkanı asker arkadaşlarıdır. İslam Suriye’dekilere, Miyanmar’dakilere, Etiyopya’dakilere ve Afrika’dakilere yardımı emrederken yoksa Cevad’a yardımı emretmiyor mu?

                

Ne tuhaf değil mi? Türk’ün ferasetinden ecdadın kahramanlığından bahsederken Sayın Cumhurbaşkanımız, Emniyet, İç İşleri ve Dış İşleri hep bir elden Cevadı kapı önüne koymaya çalışıyor. Arap olunca yardım var da Türk olunca bu omuz silkme tutumumuz niye?