BASINDAN SEÇMELER

Gülen’e mektuplarını okuyunca Enver Altaylı benim için tarih oldu / Cumhuriyet

İYİ Parti Disiplin Kurulu’nun, İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu’ya yönelik ithamları nedeniyle Disiplin Kurulu’na sevk ettiği Özdağ ile cuma sabahı söyleşi yaptığımızda henüz savunması istenmemişti. Sonrasında arayıp kararı sorduğum Özdağ, “Bahadır Erdem ve benzerlerinin el üzerinde tutulduğu, Ruzi Nazar-Enver Altaylı çizgisinin devamı Buğra Kavuncu’nun İYİ Parti Genel Başkanlığı’na taşındığı bir partide Ümit Özdağ’ın disiplin kuruluna sevk ve ihraç edilmesi doğaldır” dedi. Peki, Enver Altaylı’yla tanışıklığı ne zamana dayanıyor? “Kafamda Kavuncu’yla ilgili en ufak olumsuz bir şey yoktur o dönemden” dediği dönem hangisi? Söyleşimiz sürecek… Sayın Meral Akşener ve Buğra Kavuncu’nun cevap hakkı için bu sayfaların açık olduğunu not düşelim…

– Orhan Kavuncu’yu sever ve sayarım. Sadece dostluğunu gördüğüm bir insandır. Kızmayı beceremeyecek kadar iyi bir adamdır hafızamda. 

– Buğra ve Burak Kavuncu’yu gençliklerinden Ankara Türk Ocakları’ndan tanıyorum. Kafamda ikisiyle ilgili de en ufak olumsuz bir şey yoktur o dönemden. Hatta Buğra ile ilgili olumlu şeyler vardır. Kişisel olarak üzülüyor muyum karşı karşıya gelmek zorunda kaldığımız için; evet! Ancak mesele benim kişisel duygularım değil, Türk devletinin ve Türk milliyetçiliğinin menfaatlarıdır.

– KATİAD kurucu yöneticilerinden sadece Fettah Tamince ve Saltuk Buğra Kavuncu’nun offshore şirketler üzerinden para ilişkileri mevcuttur. Bu şirketlerin hesapları hakkında devletimiz İsviçre’den bilgi sorabilir ve resmi kanallardan cevap alabilir, İsviçre hesapları devletler arasında gizlilik taşımıyor. 

– Erdoğan’ın Man Adası’ndaki ekonomik faaliyetlerinin hesabını soran Akşener, kendi il başkanının Çanakkale’de yıkık bir binaya yaptığı, uluslararası sisteme girmiş para transferinin hesabını sormazsa inandırıcı olabilir mi?

– Ümit Bey, bir televizyon programına çıktınız ve ortalığı karıştıran açıklamalar yaptınız. Bir kez daha sormak isterim: Size göre Buğra Kavuncu FETÖ’cü mü?

Öncelikle Buğra Kavuncu’yu sadece bir kişi olarak değerlendirmemeliyiz. Ben Buğra Kavuncu’yu Ruzi Nazar-Duane R. Clarridge (Ruzi Nazar’ın patronu) Enver Altaylı ve Altaylı’nın bugünkü bağları çerçevesinde değerlendiriyorum. Buğra Kavuncu’nun babası Orhan Kavuncu da Enver Altaylı’dan “fikri liderim” diye bahsediyor. Altaylı ise bu iki isim konusunda “Saygıdeğer büyüklerim Ruzi Nazar ve Duane Clarridge’e (ruhları şad olsun) karşı taşıdığım ahlaki sorumluluğun bilinciyle” diyerek, çok açık bir şekilde ortaya koyuyor. Altaylı’nın saygıdeğer büyüğü Duane Clarridge, “A Spy For All Seasons” adlı kitabında ise kendi kahramanı olarak Lawrence’i gösteriyor. Buğra Kavuncu’nun İYİ Parti öncesinde Kazakistan’daki iş kariyerinde de başarılı olmasını sağlayan, İYİ Parti’de hızla yükselmesinin önünü açan, daha genel başkan yardımcısı iken bir divan üyesinin odasında “geleceğin genel başkanı” olarak kulaklara fısıldanmasının nedeni arkasındaki gelenek ve bu geleneğin son 25 yılda kontrol ettiği şebekedir.

‘FETÖ İLE İLTİSAKLI OLMADIĞI İNANDIRICI DEĞİL’

Ben televizyonda “Bir FETÖ‘cü sivil toplum örgütünün başkan yardımcılığını yaptı iseniz” bunu izah etmek zorundasınız dedim. Söz konusu STÖ Kazakistan Türk İşadamları Derneği KATİAD. 15 Temmuz 2016’da gerçekleşen FETÖ’cü darbe girişiminden sonra Türkiye Cumhuriyeti KATİAD’ın FETÖ’cü dernek olduğunu Kazakistan’a bildirmiş ve kapatılmasını istemiş. Kavuncu, KATİAD başkan yardımcısı olduğunu inkâr edemiyor. Kurucusu ve başkan yardımcısı olduğu STÖ’ye devlet THY, Ziraat Bankası ve Anadolu Ajansı gibi şirketlerinin/kuruluşlarında de üye olduğunu söyleyerek meşru bir yapı olduğunu ileri sürüyor. Siz FETÖ’nün yurtdışındaki en büyük STÖ’lerinden birisinin kurucu üyesi ve başkan yardımcısı olacaksınız ve FETÖ ile hiçbir iltisakınız olmayacak. Bu hiç inandırıcı değil.

– Ailesinin de FETÖ ile ilişkisi olduğunu söylüyorsunuz…

Kavuncu’nun büyük dayısı Enver Altaylı, eski MİT mensubu damadı ile birlikte FETÖ mensubu MİT elemanlarını yurtdışına kaçırmak için bir oluşum gerçekleştirmekten yargılanıyor. Enver Altaylı sadece Altaylı değil, Kavuncu ailesinin de Orhan Kavuncu’nun ifade ettiği gibi fikri ve siyasi önderi. Buğra’nın hayatında da önemli bir yeri ver. Buğra bunu, bir TED Talks konuşmasında Kazakistan’da başarısız iş denemelerinden sonra, “dayısının geldiğini ve her şeyin değiştiğini” ifade ederek söylüyor. Sonra Enver Altaylı, İYİ Parti’den önce Buğra Kavuncu’nun bir bakanlığa danışman olarak girmesi için Ankara’da temaslarda bulunmuş, ancak olumlu cevap alamamış. Diğer dayısı Taha Altaylı’nın FETÖ ile iltisakı, düzenledikleri toplantılar bilinmektedir. Amcasının oğlu İsmail Kavuncu FETÖ ile yoğun ilişkileri olmakla suçlanan bir kişidir. Buğra Kavuncu’nun kardeşi Oruç Burak Kavuncu FETÖ ile iltisaklıdır. Buğra Kavuncu’nun eniştesi Doç Dr. Fırat Yaldız, 2010’de Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığı’nda komiser iken Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklara geçmiş, bu kurumda iken FETÖ propagandasından soruşturma geçirdiği iddiası var.

“Ben Türk milliyetçisiyim ve siyasette ve hayatta Türk milliyetçisi olarak mücadeleye devam edeceğim. İYİ Parti’ye destek veren Türk milliyetçilerinin destek vermesinde büyük sorumluluğum var. Bu sorumluluğun bilinci ile hareket edeceğim. Yarın haklı çıktığımda hiçbir il başkanı “Hakkını helal et” diye gelmesin çünkü etmeyeceğim.”

– Bu arada Akşener’in “Yedi sülalemde FETÖ’cü bulursanız istifa ederim” sözünü anımsatmak isterim.

Akşener’in ailesinde FETÖ ile başından itibaren mücadele eden çok saygın ilahiyatçılar, rahmetli ağabeyi gibi rahmetli babama da samimi bir sevgi ile “ağabey” diyen saygın Türk milliyetçileri ön plana çıkıyor. Ben de partinin genel başkan yardımcıları, parti sözcüleri ve il başkanlarında da benzer özelliklerin olmasını talep ediyorum. Sonuç olarak 17 yaşında FETÖ’cü abiler ile irtibata geçtiği, babası tarafından itiraf edilen, FETÖ’nün Türkiye dışındaki en büyük derneğinde kurucu üyelik ve başkan yardımcılığı yapan, iki dayısı, amcası, kardeşi ve eniştesi FETÖ’cü veya FETÖ iltisaklı olan ve offshore hesaplar üzerinde para oynatan bir kişinin İYİ Parti gibi FETÖ ile mücadeleyi temel ilkelerinden birisi yapmış, programına koymuş, bir partide genel başkan yardımcılığı, parti sözcülüğü, İstanbul il başkanlığı yapması ve genel başkanlığa hazırlanması FETÖ ile mücadele açısından büyük sakıncalar ortaya çıkaracak diyorum.

‘ANNEANNEM ‘HARBİYELİ ENVER’ DİYE SEVERDİ’

– Aileyi yakından tanıyorsunuz..

Enver Altaylı, Harbiye’den atıldıktan sonra hukuk fakültesinde öğrenci iken anneannem ve dayımın Saraçoğlu Mahallesi’ndeki evine gelirdi. Ben dört yaşındaydım. Dayım da 22 Şubat’ta ihraç edilmiş bir üsteğmendi ve o da hukuk fakültesinde okuyordu. Bağımsız birleşik Türkistan’ın ilk cumhurbaşkanı olma hayali vardı. Babam CKMP-MHP milletvekiliyken Enver Altaylı da partideydi. Bütün aile kendisini çok severdi. Anneannem ve dayım ölene kadar Enver Altaylı’yı hep Saraçoğlu Mahallesi’ndeki eve gidip gelen “Harbiyeli Enver” olarak sevdiler. Kendisine, özellikle 1996’da yaptığımız bir konuşmada yollarımızın çoktan ayrılmış olduğunu gördükten sonra da FETÖ ile ilişkisini genel hatları ile bilmeme rağmen, eski hukuk ve eski aile dostluğu adına hep saygı gösterdim. Ta ki, iddianameyi okuyana kadar.

‘MESELE KİŞİSEL DUYGULAR DEĞİL, TÜRK DEVLETİ’

– Ve okuyunca..

Gülen’e yazdığı mektupları okuyunca Altaylı benim için tarih oldu. Orhan Kavuncu’yu sever ve sayarım. Sadece dostluğunu gördüğüm bir insandır. Kızmayı beceremeyecek kadar iyi bir adamdır benim hafızamda. Aileden, örneğin halası gibi başka tanıdıklarım ve saygı duyduklarım da vardır. Buğra ve Burak Kavuncu’yu gençliklerinden Ankara Türk Ocakları’ndan tanıyorum. Kafamda ikisiyle ilgili de en ufak olumsuz bir şey yoktur o dönemden. Hatta Buğra ile ilgili olumlu şeyler vardır. Ancak devlet işi ile aile, tanışıklık, ahbaplık birbirinden ayrılmalıdır. Kişisel olarak üzülüyor muyum karşı karşıya gelmek zorunda kaldığımız için; evet! Ancak mesele benim kişisel duygularım değil, Türk devletinin ve Türk milliyetçiliğinin menfaatlarıdır. Söz konusu devlet olduğunda, Osmanlı, devleti yaşatmak için kardeşini kesmiş.

ÜMİT ÖZDAĞ MI AKP’YE YARAYAN İŞ YAPIYOR?

– Buğra Kavuncu iddialarınız farklı tepkilerle karşılandı. Kamuoyunda bir kısım “Ümit Özdağ güçlü bir dayanağı olmadan böyle bir çıkış yapmaz” derken, ötekisi “Bu çıkış AKP’nin işine yarıyor” diye tepki gösterdi. Hatta İYİ Parti’nin yükselişinin önünü kesmekle suçlandınız…

Beni “AKP’nin işine yarıyor” diye suçlayanlar önce yaşları yetiyor ise son 18 senede verdiğim mücadeleye baksınlar. Annan Planı’nın reddi için KKTC’de çalışan, Ergenekon zanlısı olarak AKP-FETÖ yapımı Ergenekon-Balyoz kumpasları ile siyasi ve bilimsel olarak mücadele eden, “açılım” adı verilen terörle müzakere sürecinde bilimsel araştırmalar, televizyon açıklamaları ve hatta Cumhurbaşkanı Gül’e sözlü ve yazılı rapor ile karşı çıkan, 2010 referandumunda “Hayır” için mücadele eden, 2011 seçimlerinde MHP adayı olarak AKP ile mücadele eden ve AKP’nin tek parti rejimi kurduğunu kitaplaştıran, 2015 Haziran seçimlerinde AKP’nin iktidarı kaybetmesi mücadelesinde önde yer alan, 16 Nisan referandumunda YSK’nin önünde ve içinde halkın oylarının hesabını soran, İYİ Parti’nin kuruluşunda Akşener’in yanında yer alan Ümit Özdağ mı AKP’ye yarayan iş yapıyor? Hayır, ben İYİ Parti’nin AKP’nin düştüğü tuzağa düşmesini engellemeye çalışıyorum. İçindeki sızmaları engelleyecek bir İYİ Parti, AKP’ye karşı daha güçlü olacaktır.

– Nasıl?

Bakın İpek Hanım, ben İYİ Parti’ye Yusuf Halaçoğlu, Özcan Yeniçeri, Fatih Eryılmaz, Nevzat Bor ile geldim. Buğra Kavuncu ise Bahadır Erdem’i getirdi. Düşünmek lazım.. Bugün gerçekleşen tartışmalardan İYİ Parti taktik zarar görüyor gibi görünse dahi doğru adımlar atılır ise stratejik galibiyet elde eden taraf olur.

AKŞENER’DEN SONRAKI GENEL BAŞKAN KAVUNCU MU?

– Anlıyorum, çok kızgınsınız, kırgınsınız. Siz partinin kurucususunuz, kabul, ama parti eşbaşkanı gibi davranıyor olabilir misiniz? Liderlik arzunuz mu var?

Hayır, böyle bir arzum yok. Koray Aydın’ın parti kurulduğu günden bu yana Akşener’e bu masalı anlattığını biliyorum. Akşener de birkaç kez “Benden sonrası için çalışma yapın, illeri gezin” diye benimle konuştu. Ancak kendisine de her seferinde ifade ettim, İYİ Parti’ye gelirken genel başkan olma isteğimi geride bırakarak geldim. Bugün de böyle bir isteğim yok. Son 18 yılda zor ve sert bir mücadele süreci yaşadım ve yoruldum. Kalan enerjimi parti içi mücadelede değil, kuşatılan ve sızılan Türkiye’nin milli güvenlik ve bekasının sağlanması için politik ve entelektüel alanda kullanma kararını vereli çok oluyor.

– Peki, neyin mücadelesini veriyorsunuz?

Ben İYİ Parti’de sadece tarlamızın başkası tarafından sürülmesini engellemek anlamında mücadele verdim, çünkü biliyorum ki birileri bu süreci ilk günden beri izliyor, arşivliyor ve İYİ Parti’nin tepesine binmek üzere hazırlanıyor. Hem Türk milliyetçiliğine bir sızmayı, bir operasyonu, hem İYİ Parti’ye yönelik bir dış operasyonu, hem İYİ Parti’nin Türk milliyetçiliği ekseninden çıkmasını engelleme mücadelesi verdim. Ancak partinin kuruluşunun üçüncü yılında gördüm ki İYİ Parti’yi Akşener’e rağmen korumak mümkün değil.

DÖRT MESAJ VERİLİYOR

– Açar mısınız?

Akşener son kurultayda üç sene önce kurduğumuz partiyi yeniden kurdu. Hem kendisinden sonra Buğra Kavuncu’nun genel başkanlığının altyapısını hazırlayarak hem İYİ Parti’yi Türk milliyetçiliğinden liberal bir çizgiye çekerek. Akşener, 20 Eylül Kongresi’nden sonra yaptığı değerlendirmelerde -ki bu değerlendirmeler İYİ Parti il başkanları tarafından da teşkilatlara aktarılmaya başlandı- şu mesajları veriyor: 1) İYİ Parti’ye kurultayda getirdiği yeni kadrolarla liberal bir açılım yapacağım. 2) Prof. Dr. Bahadır Erdem bu liberal açılım çerçevesinde anayasa değişikliğinde parti adına önemli rol oynayacak. 3) Geçim derdinde olan seçmeni İYİ Parti’deki iç meseleler ile ilgilenmiyor. 4) Anketlerde İYİ Parti’nin oylarında bir düşüş olmadığı için halen devam eden iç meselenin çözümü ile ilgilenmeyeceğim. 5) İYİ Parti’de milliyetçi dayatmaları kabul etmeyeceğim. Bu politikaların uygulanabilmesi için ise bazı isimlerin tasfiye edilmesi gerekiyor. Yaşanan budur.

İKİ KEZ PARA TRAFİĞİNE YAKALANDI

– Kavuncu’yla ilgili “offshore hesaplar üzerinde para oynatan kişi” diyorsunuz…

Panama belgelerinde herkesin internet üzerinden bulup görebileceği ve inceleyebileceği gibi açık kaynak bilgisine göre, Buğra Kavuncu’nun kurucu ve ortağı olduğu görünen Tollerport Asset Management SA (Tollerport Fon Yönetimi) bir British Virgin Island şirketi var. Şirketi kuran Horizon Investment adlı bir şirketi. Horizon Investment Cenevre merkezli bir fon yönetim şirketidir. Şirketlerin kendi ülkelerinde vergi ödemekten kaçınmak amacıyla sık sık kullandığı bir offshore merkezi olan British Virgin Adaları’nda hesap açıp, bunu da Tollerport Asset Management gibi offshore fon yönetimi şirketleri aracılılığıyla yurtdışında para ve mal varlıklarını yönettikleri anlaşılıyor. KATİAD kurucu yöneticilerinden sadece Fettah Tamince ve Saltuk Buğra Kavuncu’nun offshore şirketler üzerinden para ilişkileri mevcuttur. Bu şirketlerin İsviçre hesapları hakkında devletimiz İsviçre’den bilgi sorabilir ve resmi kanallardan cevap alabilir, İsviçre hesapları devletler arasında gizlilik taşımıyor. Beş lira bağışta bulunabilen insanların emekleriyle kurulan İYİ Parti’de Türk milliyetçiliği adı altında siyaset yaptığını iddia eden bir kişi için tüm bunlar izaha muhtaç, şaibeli ve taşıdığını iddia ettiği niteliklerle uyuşmayan somut gerçeklerdir. Erdoğan’ın Man Adası’ndaki ekonomik faaliyetlerinin hesabını soran Akşener, kendi il başkanının Çanakkale’de yıkık bir binaya yaptığı, uluslararası sisteme girmiş para transferinin hesabını sormazsa inandırıcı olabilir mi?

kaynak: https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/gulene-mektuplarini-okuyunca-enver-altayli-benim-icin-tarih-oldu-1789580

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
error: Uyarı: Korumalı içerik !!