GÜNCELMANŞET

“Enflasyon Türkiye’de yok demek, vatandaşın aklıyla dalga geçmektir”

İYİ Parti Adana milletvekili Metanet Çulhaoğlu, SÖZ TV Söz ‘Biz’ de programı Pınar Aytekin ve Salih Güleç’in konuğu oldu. Ülke siyasetini değerlendirdiğimiz Çulhaoğlu, ekonomi hakkında da yapılan algı operasyonları ile ilgili sert tepki verdi. Çulhaoğlu, “Enflasyon Türkiye’de yok demek aslında vatandaşın aklıyla alay etmek gibi bir şeydir” dedi.

Ülkenin yönetilemediğini ifade eden Metanet Çulhaoğlu, “ Siz istediğiniz kadar algı operasyonu yapmaya çalışın, istediğiniz kadar vatandaşı yanıltmaya çalışın. Vatandaş çarşıya, pazara çıktığı zaman enflasyonun ne olduğunu bizzat yaşayarak görüyor. Evine doğalgaz faturası, elektrik faturası geldiği zaman ne olduğunu görüyor” diye konuştu.

Geçtiğimiz günlerde iktidar enflasyon gibi bir sorunumuz olmadığını söyledi ve siz bunun üzerine rakamlarla bir yazılı basın açıklaması yaptınız. İktidar neden var olan bir şeyi yok gibi gösteriyor ve siz parti olarak ekonomi hakkında ne düşünüyorsunuz?

ALGI OPERASYONU YAPIYORLAR

Yönetilemeyen bir Türkiye’de yaşıyoruz. Maalesef yönetenler ya görmekten itina ediyorlar, ya da kulakları duymuyor, gözleri görmüyor. Enflasyon Türkiye’de yok demek aslında vatandaşın aklıyla alay etmek gibi bir şeydir. Hepimiz siyaset yapıyoruz, siyaset yaparken siyasetçinin düşünmesi gereken nedir, devletin iyi yönetilmesi, milletin refah seviyesinin yükseltilmesi dolayısıyla mağduriyetlerin önüne geçilmesi yönetenlerin görevidir. Siyasetçinin görevidir. Bir algı operasyonu yapıyorlar. Maalesef 104 tane televizyon kanalının 100 tanesi ellerinde, dolayısıyla algı operasyonunu yönetme gayreti içerisinde oluyorlar. Ama algı operasyonuyla yönetmek, hamaset yapmak, memleketin problemlerini ve sorunlarını çözmeye yetmiyor.

ALMANYA BİZİ KISKANIYOR (MUŞ!)

Kürsüye çıkıp konuşuyor, vatandaş da izliyor; ‘Almanya bizi kıskanıyor’, diyor. Almanya bizi kıskanıyor derken, şunu göz ardı ediyoruz. Almanya’da bugün asgari ücret nedir, oradaki vatandaşın alım gücü nedir? Asgari ücret bizim Türk parasına çevirdiğinizde yaklaşık 35 bin iki yüz lira, oranın parasıyla 2 bin üç yüz dört lira. Dolayısıyla orada olan insan doğal gazı kullanırken, aldığı asgari ücretin otuz yedi de birini veriyor, bizim buradaki asgari ücretli doğalgazın metreküp fiyatıyla düşündüğünüzde, yani yüz metre küp yaksa Almanya’da ki otuz yedi de birini verirken, bizim Türkiye’de ki asgari ücretli vatandaşımız neredeyse yarısını veriyor. Dolayısıyla şimdi Almanya’da enflasyon yüzde beş yüz diyorlar. Amerika’da yüzde yedi yüz diyorlar, Fransa da yüzde üç yüz diyorlar. Biz de enflasyon yüzde otuz, çok şükür iyi durumdayız, diyorlar. Ama şimdi bunu derken, Amerika’da evet otuz senedir eksi bakiye veren bir enflasyon var. İlk defa yüzde yedi olmuş. Yani sıfır olan bir enflasyon yüzde yedi olduğu zaman sen bunu çıkıp Amerika’da enflasyon yüzde yedi yüz dersen, o zaman sorarlar? Amerika’da ki vatandaş 100 liraya aldığı bir malı 107 liraya alıyor. Biz deki vatandaş 100 liraya aldığı malı şu an 200 lira alıyor.

BİZ ALMANYA’YI KISKANIYORUZ…

TÜİK’in engellemesine rağmen, rakamlarla oynamasına rağmen en son enflasyon oranını açıkladıklarında, üretici enflasyonuna yüzde seksen dediler, tüketici enflasyonuna zorlamayla, ne kadar aşağı çekebiliriz diyerek rakamlarla oynamayla yüzde otuz küsür dediler. Şimdi baktığınız zaman Türkiye’de ki insanın yaşantısıyla oradaki insanın yaşantısını karşılaştırdığınız zaman Almanya bizi kıskanmıyor. Bizim vatandaşımız Almanya’da yaşayan vatandaşı kıskanıyor, sonucu çıkıyor.

Peki, yapılan algı operasyonları çalışan kesimi enflasyona ezdirmeyeceğiz, dedikleri rakamları aşağıya çekmek için mi?

VATANDAŞ ENFLASYONUN NE OLDUĞUNU GÖRÜYOR

Onu vatandaş daha iyi değerlendiriyor. Bir dernekteydim, orada vatandaşın bir tanesi çıktı, dedi ki, ‘ben emekliyim, emekli olduğum zaman emekli maaşım şu kadar altın alıyordu, şu anda şu kadar alıyor’ mukayesesini yapıyor. Dolayısıyla diyor ki, ‘benim emekli olduğum zaman maaşım asgari ücretin üç katıydı. Şu an asgari ücret dört bin iki yüz elli lira oldu benim emekli maaşım neredeyse asgari ücretle aynı seviyeye geldi.’ Siz istediğiniz kadar algı operasyonu yapmaya çalışın, istediğiniz kadar vatandaşı yanıltmaya çalışın. Vatandaş çarşıya, pazara çıktığı zaman enflasyonun ne olduğunu bizzat yaşayarak görüyor. Evine doğalgaz faturası, elektrik faturası geldiği zaman ne olduğunu görüyor.

Genel Başkanınız Meral Akşener bir ilke imza atarak her hafta meclis kürsüsünde bir sivil toplum örgüt başkanına söz veriyor. Her hafta bir ilde vatandaşın ayağına gidiyor. Siz parti olarak neden bu duruma gerek duydunuz?

Genel Başkanımız siyasi tecrübeye sahip olan, siyaseti iyi bilen, otuz yıldır siyasette hep üst makamlarda görev yapan, içişleri bakanlığı yapmış, birikimli ve donanımlı bir genel başkandır. Siyasetin vatandaş için yapılması gerektiğini, halkın mutluluğu ve refahı için yapılması gerektiğine inanan bir genel başkanımız var. Aynı zamanda da demokrasiye son derece inanan bir insandır.

İçerisinde bulunduğumuz durumu çok iyi özümsüyor, algılıyor ve buradan çıkış yolunu bulmamız gerektiğinin çalışmasını yapıyoruz. Genel Başkanımız 79 il gezdi, 300 ilçe gezdi. Bunu yaparken ne için yapıyoruz? Birebir gidelim vatandaşın bizzat kendisinden sıkıntıları alalım, o sıkıntıları genel merkezde oturalım, değerlendirelim. Biz yarın iktidar olduğumuzda neler yapacağız, onun projelerini üretelim. Bunu yapıyor muyuz, evet yapıyoruz.

BİZ MUHALEFET PARTİSİYİZ, MUHALEFETİ DÜŞÜNEN PARTİ DEĞİLİZ

Biz muhalefet partisiyiz, muhalefeti düşünen parti değiliz. Biz siyasete girdiğimiz gün Türkiye’nin içerisindeki sıkıntıları iyi müşahede edip, bu sıkıntıları uzaklaştırıp vatandaşın refahını sağlayıp, liyakati esas kabul edip, adaleti herkese eşit uygulamanın gerekli olduğu inancını taşıyan insanlar olarak tüzüğümüzde bile değişiklik yaptık.

Ne yaptık tüzüğümüzde; Genel Başkanımız var genel başkan yardımcılığını kaldırdık. Başkanlıklar kurduk, aileden sorumlu başkanlık, gençlikten sorumlu başkanlık, kalkınmadan sorumlu başkanlık gibi 18 tane başkanlığımız var. Bu başkanlıkların da altında başkan yardımcılarımız var, onların da altında bir toplumun içerisinden gelen, STK’lardan gelen, üniversitelerden gelen konunun uzmanı olan insanlardan müteşekil her başkanlığın bünyesinde otuz, kırk tane çalışma gurubu içerisinde olan ekibimiz var. Anadolu’dan derlediğimiz bütün sıkıntıları bir potaya koyuyoruz, bunları nasıl çözeceğiz, yarın iktidar olduğumuzda önceliğimiz ne olacak? Buna göre projelerimiz ne olacak? Bunların çalışması yapılıyor.

İYİ Parti’nin projeleri hakkında bilgi alabilir miyiz?

ARTAGAN Projesi: Artagan’ın sağlayacağı kazançlar, emsalsiz bir bereketin kapılarını aralıyor. Şimdiye dek hiç yaşamadığımız bir para bolluğuna sahip olacağız.
Mevduat açığı sebebiyle, yurt dışından borç bulmaya çalışan bankacılık sistemimiz, mevduat fazlası veren ve büyümenin fitilini ateşleyecek kurumlara dönüşecek. Kredi faizleri, yakın tarihimizin en düşük seviyelerine gerileyecek. Üretim artacak, tüketim geniş kitlelere yayılacak. Kaynak yetersizliği sebebiyle, gerçekleştiremediğimiz tüm atılımlar için, ihtiyacımız olan finansmana sahip olacağız.

Artagan, devletimizin bütçesine, 300 milyar liranın üzerinde bir kaynak sağlarken, finansal sistemimize de, 500 milyar liranın üzerinde ek mevduat sağlayacak.

Türkiye’nin 2021 yılı bütçesinin, 1.1 trilyon lira gelir hedeflediğini düşündüğümüzde, bu rakamların, ne kadar büyük bir zenginlik anlamına geldiğini daha iyi kavrayabiliriz. Artagan kesinlikle bir mucize reçete değil. Bu zenginliği açığa çıkarmak için, mucizelere ihtiyacımız yok. Sadece birkaç yıl içinde Türkiye’yi, iktidarın, hayallerinin bile yetmeyeceği noktalara taşıyacak, bu dönüşümü gerçekleştirmek için, ihtiyacımız olan tek şey, vizyon, güven ve akıl.

Rüzgar Gülü Projesi: Biz Rüzgârgülü’nü; sağlıktan eğitime, istihdamdan yerel ekonomiye, yoksulluktan gelir eşitsizliğine kadar, Türkiye’nin en can alıcı sorunlarına parmak basan çok yönlü bir kalkınma projesi olarak tasarladık. Rüzgârgülü Projesi ile çocuklarımız dengeli ve doğru beslenerek, sağlıklı bireyler olarak yetişecek.

İYİ Parti iktidarında; Bir daha hiçbir çocuğumuz, sağlığını, açlığı, yoksulluğu, adaletsizliği düşünmek zorunda kalmayacak.

Rüzgârgülü Projesi ile çocuklarımızın doğru beslenmesini sağlayarak; okul öncesi çağda, 235 bin, okul çağında ise tam 2 milyon çocuğumuzu hastalıklara karşı korumamız mümkün. Projeyi hayata geçirdiğimizde çocuklarımız, sadece sağlıklı bireyler olmakla kalmayacak. Ayrıca son 20 senede, devamlı geriye giden, eğitim alanında da önemli başarılar elde edeceğiz. Hem okullaşma oranımız, hem de çocuklarımızın başarıları, ciddi şekilde artacak.

İYİ Yaşam Gelir Modeli (İYG) Projesi: İYİ Yaşam Gelir Modeli (İYG) devlet tarafından tüm vatandaşlara düzenli olarak yapılan nakit bir ödemedir. İYİ Yaşam Gelir Modeli uygulamalarında ilke olarak işsizlik, çalışamama, yoksulluk gibi herhangi bir ön şart aranmaz. İYG ulusal, bölgesel veya yerel bazda yapılabilir. Asıl amaç; şarta bağlı olmaksızın bir kişinin temel ihtiyaçlarının karşılanmasıdır. Bu miktar, genelde yoksulluk sınırının üstü olarak kabul edilir. İYİ Parti olarak İYG Modelini kademeli olarak uygulayacağız. Öncelikle 18-26 yaş arasındaki tüm gençlerimize ve medyan gelirin yarısının altında kalan 4 milyon hanedeki kadınlara her ay düzenli olarak 1000 TL Evrensel Temel Gelir desteği sağlayacağız.

Bunlar gibi İYİ Partinin birçok projesi var, iktidar olduğumuz zaman halkın refahı, ülkenin gelişmesi için bu projeleri tek tek uygulayacağız…

Arkadaşlarınızla paylaşın

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
error: Uyarı: Korumalı içerik !!

Reklam Engelleyici Algılandı

Sitemizden en iyi şekilde yararlanmak için lütfen reklam engelleyicinizi kapatınız.