FUAT TURGUT

Tarihte Bugün: Fatih Sultan Mehmet Trabzon’u fethetti (1461) (Ortodokslar, bugüne özel Sümela Manastırı’nda ayin yapıyor.)



Sümela nedir; bu milletin doğru bilmesi lazım .

Sümela bir ruhani faaliyet ve ibadet mekanı değildir, Karadenizin Kas ve İskit’lerden inen otokton Türk halkının Göktanrılı Türk dininden döndürülerek zor kullanılarak Hıristiyan dinine sokmak ve Yunan’laştırmak amacıyla inşa edilmiş bir işkence ve engizisyon üssüdür !

Yani Sümela Roma ve Bizans kilise devletleri ile Yunan papazlar sınıfının kadim Karadeniz Türk halkına zulmettiği bir Şato’dan başka bir şey değildir. Tarih böyle söylüyor. Mimarisi, dehliz ve tünelleri ile bulunduğu yeri de bunu ispat ediyor.

Van’daki ada kilisesi de Ermeni katliam çetelerinin Van halkına uyguladığı kitlevi katliamda bütün tecavüz ve katliamların yönetildiği mekan olup binası da Ermenilere değil Gregoriyen Kıpçak Türkleri’ne aittir. Oranın da bir Ermeni dini mekanı sayılması büyük bir tarihi hatadır. Hükümeti Sümela ve Akdamar manastırları ile ilgili politikasından derhal vazgeçerek; yapıları dini törenlere kapatmaya davet ediyorum. Bu Sümela ve Akdamar tutumu Türk milletine yapılan büyük bir saygısızlıktır.

Almira Demirbaş / İsmail Yıldızdoğan
***
BEN DİYORUM “TECAVÜZ ADASI” SEN DİYORSUN “DOSTLUK ANITI”
(Selcan Taşçı Hamşioğlu_11.09.2018)

Ben de, kime ne anlatıyorum! Bazen sahiden fazla saf olabiliyorum. Ben diyorum, “Eyyyy Gevaş Kaymakamı, Akdamar’ın tanıtımı için sergilediğin çaba ne iyi, ne güzel, ne hoş, gel bu işi tamamına erdir, bütün dünya Ermeni komitacıların o cennet coğrafyayı nasıl kana buladığını da öğrensin”…

Onlar, -Kaymakam ne yapsın tabii, Bakan’ından Vali’sine gelmeyenin hatırı kalmış- diyor “Nerede kalmıştık; hadi tecavüz adasına ayine gidelim!”

Ben diyorum, “Yusuf (Halaçoğlu) Hoca, yıllar önce teklif etmişti; bir el atın da Akdamar’a şu “İffet Anıtı”nı dikelim.”

Onlar diyor, “Sayısız Türk kadınının, iffetlerini işkenceyle çiğnemek üzere hapsedildikleri kiliseyi “anıt müze”leştirdik.”

Ne diyeyim… Bir de üzerine -bu konsepte tüy olmaz artık- mum dikin!
***
Pes!
***
Ermenilerin işkenceleri sonucu aklını kaybeden Nezo Hatun’u…

Ermeni zulmünden kurtulmak için kendilerini ateşe verip pervane gibi döne döne; “Gelin kızlar, bizim düğünümüz var. Bugün bizim düğün günümüzdür…” diye ölüme giden Zeve’li genç kızları…

Ermenilerin sahiplendiği Van Akdamar kilisesi Ermeni değil Gregoryen Kıpçak Türk Kilisesidir

Yaşadıklarını; “Akşam oldu mu bizim içimize Ermeniler gelirdi. 150 tane kadar kadın içinden 10-11 tanesini seçip götürürlerdi. Sabaha kadar bu kadınlara tecavüz ederlerdi. Bu kadınlar öyle olurdu ki kan revan içinde kalır, bırakıldıklarında bacaklarını gere gere yatar, oturamayacak durumda kalırlardı” diye anlatan Seher’i…
Defalarca tecavüze uğrayan 7 yaşındaki Fatma ve 9 yaşındaki Güfaz’ı…
Zorla götürülürken kendilerini köprüden Mermit Çayı’na atan iki taze gelin; Zahide ve Fatma’yı…
Derviş Efendi’nin, gözleri önünde tecavüze uğrayan kızları Hayriye ve Şadiye’yi…
Ağzına balta sapı büyüklüğünde bir kazık çakılan, dili koparılıp bu kazığın üstüne çivilenen 70 yaşındaki Gevaş müftüsünü…
Ermeni mezalimi yıllarında, bir umut, Van-Akdamar arasında taşımacılıkla meşgul Ermeni zenginlerin teknelerine binip kaçmaya çalışırken, Van Gölü’nün ortasında tecavüze uğrayan veya uğramamak için kendini o teknelerden Van Gölü’ne bırakan, Akdamar’daki şimdi “anıt müze” ilan edilen, “yerli ve millî” devlet erkanınca adeta kutsanan, Ermeniler’in ibadetine açılan kilisede insan aklının alamayacağı işkencelere uğrayan Vanlı -isimsiz- kadınların, kızların, kız çocuklarının, ninelerin uğradığı zulmü anlatalı, hatırlatalı daha iki gün oldu ya… Sadece iki gün.

İnsanın yüzü tutmaz, vicdanı el vermez, yapacağı varsa da yapmaz o rengârenk balonlu, konfetili, deyim yerindeyse davullu zurnalı “ibadet” görünümlü “kutlama”yı.
Neyi kutluyorsunuz?
***
Üç yıl önceki Van ziyaretimde, ayaklarım geri geri giderek uğramıştım Akdamar’a…

Düşünsenize, tecavüz adasına götürülürken intihar eden yüzlerce Türk kadını Van Gölü’nün dibinde yatıyor hâlâ… Artık “fiziki” bir delil bulmak mümkün değil belki ama ruhları, hatıraları orada ve onların üzerinden geçerek ulaşıyorsunuz adaya…

O kadınların çığlıkları çınlıyordu sanki kulaklarımda…
Siz nasıl duymuyorsunuz?
Nasıl irkilmiyorsunuz?
Nasıl ürpermiyorsunuz?

Nasıl utanmayıp da, “aferin, ellerinize sağlık, ne iyi etmişsiniz” der, “madalya” takar gibi -restore ettiniz yetmedi, “bir defaya mahsus ayin” düzenlediniz yetmedi- törenle “gelenekselleştiriyorsunuz” bu işi!
***
Çiçeği burnunda Bakan Bey bir de müjde verdi:

“Adaya su getiriyoruz.”
O suyla yıkarsınız artık Akdamar’ın kanlı tarihini;
Aklanır belki!
***
ÇİFTE AÇILIM

Çok değil bundan sadece birkaç yıl önceydi.

Şimdilerde “haince faaliyetlerinden ötürü” kayyum atanan HDP’li Belediyeler, Van’da, 24 Nisan’da Ermeni üzümleri ekip “Barış Bağları” oluşturuyor, Akdamar’ın karşısında “Ermeni Olimpiyat Ateşi” yakıyor, komitacıların hamileleri süngülediği, çocukları tandırda yaktığı, annelere, babalara, ninelere, dedelere evlatlarının etini yedirmeye çalıştığı topraklarda Ermeniler’den kalan yapıları ihyaya uğraşıyordu…

Mezalim yıllarının “sembol” mekanını “sanat şaheseri”, “tarihi miras” filan diye cilalayıp, süslemenin ne farkı var?
***
O günlerde, Van’dan arayan dostum yana yakıla şöyle demişti:

– Oyun içinde oyun var… PKK, Doğu Anadolu’da, Büyük Ermenistan haritasını tamamlamaya çalışıyor… Kürt’ü bizden çalıyorlar, bizden koparıyorlar, Büyük Ermenistan’a paspas yapacaklar…

Hani “açılım” bitmişti?

Nihai hedefi Türkiye Cumhuriyeti’nden toprak koparmak, bölmek, parçalamak olduktan sonra ha PKK’ya açılmışsın, ha gözlerinin Doğu Anadolu’da olduğunu gizlemeyen, her fırsatta ilan eden Ermenistan’a; ne farkı var?

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Sitemizden en iyi şekilde yararlanmak için lütfen reklam engelleyicinizi kapatınız.
error: Uyarı: Korumalı içerik !!