HÜSEYİN MÜMTAZ

HANGİ YÜZÜNCÜ YIL?

“Cumhuriyet”in yüzüncü yılına çeyrek kaldı…

Ve onunla ilgili çeşitli yüzüncü yıl kutlamaları da arka arkaya gelmeye başladı.

Mevlüt Uluğtekin Yılmaz’ın “Osmanlı’nın Arka Bahçesi” ve Ali Kemal Meram’ın “Padişah Anaları” kitaplarını tekrar karıştırdıktan sonra asıl parantezin Cumhuriyet mi yoksa Osmanlı mı olduğunun da yeniden değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. 

Mondros’un, İstanbul ve İzmir işgallerinin, Samsun’a çıkışın, Havza ve Amasya Genelgelerinin, Erzurum ve Sivas Kongreleri’nin…

Büyük Millet Meclisinin açılışının…

İnönü, Kütahya ve Eskişehir, Sakarya Muharebelerinin yüzüncü yılı geride kaldı…

2022’de Başkomutanlık Meydan Muharebesinin ve İzmir’in Kurtuluşunun Yüzüncü yılı var.

Ve… 1 Kasım 2022’de padişahlığın kaldırılışının, 17 Kasım’da da Vahdettin’in İngiliz Büyükelçisine verdiği dilekçe ile İngiliz gemisine binip ayrılışının yüzüncü yılı olacak.

Daha Cumhuriyet’e gelmedik.

Ve işte tam bu arada, yüzüncü yıllara girerken, “NEREDEN İCABETTİYSE” papazlar birden ayağa kalkıp, ortalığı dolduruverdiler, dikkat ettiniz mi?

İşe Amerika’dan başladılar…

Önce, İhsan Sabri Çağlayangil zamanında 1977’de alınan Newyork Türkevi’nin onarımı sonrasında yapılan yeniden açılışına; İstanbul Rum Patrikliği’nin Amerika Başepiskoposu Elpidophoros Lambriniadis’in katılması Kıbrıs’ın güneyinde ve Atina’da tepkiye yol açtı. Güney Kıbrıs lideri Nikos Anastasiadis, başepiskopusun Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile yan yana poz vermesine karşı sessiz kalmadı, görüşmesini iptal etti.

Bu katılım ayrıca Yunanistan ve Kıbrıs’ta milliyetçi kesimlerin tepkisini de çekti. Milliyetçi kesimler, Elpidoforos’un ilerleyen yıllarda İstanbul’da gerçekleşecek yeni patrik seçimlerinde konumunu güçlendirmek için iktidar odaklarıyla ve Ankara’yla yakın ilişki kurmaya çalıştığını da öne sürdü.

Amerika Başpiskoposluğu ise yoğun eleştiriler karşısında, Elpidoforos’un çalışmalarını Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılması hedefine adadığını ve geçen yıl Ayasofya’nın tekrardan ibadete açılması meselesinde de tavrını belli ettiğini hatırlattı. Elpidoforos’un kendisi de, Türkevi açılışıyla ilgili olarak sosyal medyadan yaptığı açıklamada “her zaman Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılmasından yana olduğunu” vurguladı.

Peki kimdi bu Elpidoforos, hatırladınız mı?

Şöyle yazmışız zamanında; 

“Amerika Başpiskoposluğu seçimleri, tarihsel olarak İstanbul’daki Fener Rum Patrikhanesi’nde gerçekleşiyor. Patrikhane’deki ‘Kutsal Meclis’ adı verilen, 12 üyeden oluşan ve başkanlığını Patrik Bartholomeos’un yaptığı ‘Sen Sinod’ Kurulu, geçen ay oybirliğiyle Lambriniadis’i Amerika Başpiskoposluğu’na seçmişti. Böylece tarihte ilk kez bir Türk vatandaşı, ABD’nin başpiskoposluğuna seçilmiş oldu”.

Düşünebiliyor musunuz; Lozan’da “sadece Rum kökenli Ortodoks Türk vatandaşlarının ayin, nikâh, boşanma, vaftiz gibi dini işlerini yürütmesi koşuluyla Türkiye’de kalma izni” verilen Fener; Amerika’ya atama yapıyor.

Sadece oraya değil Türkiye’de bile, tek bir cemaati olmayan/kalmayan dağ başındaki kilise yıkıntılarına papazlar “atıyor”.

Yetmiyor; meselâ Tekirdağ’ın Şarköy ilçesinde bulunan St.İoannis Theologos Manastırı’na taa Yeni Zelanda’dan gelen metropolit Amfilohios’u atıyor.

Dönelim, “Amerikalı” Elpidoforos’a…

Türkevi’ndeki törene katıldığı için Ortaylı, Bardakçı gibilerinin övdüğü papaz bakın hangi düşüncelerde…

Haber şöyle;

“Amerika Başpiskoposu Elpidophoros, Türkiye’deki Hristiyan azınlıklar ve Ayasofya müzesinin camiye dönüştürülmesiyle ilgili endişeli olduğunu söyledi.

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun, Yunanistan ziyaretinden önce kabul ettiği Elpidophoros, ‘Türkiye’nin Yunanistan ve Kıbrıs’a karşı gittikçe artan saldırgan tutumundan kaygı duyuyoruz’ dedikten sonra; ‘ABD, hukukun üstünlüğünü, Türkiye’deki azınlık haklarını; Yunanistan, Kıbrıs ve Türkiye için barışı korumalı’ ifadelerini kullandı.

Euronews’e göre Elpidophoros, ‘Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki duruşuyla ilgili ciddi endişelerini’ Pompeo’ya aktardığını ifade ederek; ‘Yunan-Amerikan toplumunun Türkiye’nin Yunanistan ve Kıbrıs’a karşı gittikçe artan saldırgan tutumuna ilişkin sürekli artan endişesini ifade etme fırsatım oldu. Dışişleri Bakanı’ndan Amerikan hükümetinin Ekümenik Patriklik, Türkiye’deki Rum cemaati ve Türkiye’deki tüm dini azınlıklar için desteğini aradım’ demiş”.

Daha ne diyecekti ki?

Bıraktığı yerden, açtığı yoldan “başkaları” devam ediyor.

Rum Ortodoks Kilisesi Başbilmemnesi, bilmem kaçıncı Hrisos “Kıbrıslı Türklerin, Rum çoğunlukla ‘aynı haklara sahip olamayacağını’ iddia etmiş.

Haftalık Kathimerini’ye verdiği özel söyleşide, “Akıncı Tatar’dan daha Kıbrıslıydı diyebilirim” dedikten sonra şunları eklemiş:

“Yüzde 18 – maalesef şimdi Kıbrıslı Türk yaptıkları yerleşikler ile yüzde 21 oldu- aynı haklara sahip olamaz. Şu anda Kıbrıs’ta yüzde 10 bile Kıbrıslı Türk yok. İyi Kıbrıslı Türkler gitti. Şimdi yüzde 21 buldukları Kıbrıslı Türkleri nerden bulduklarını bir kendileri bilir. Bu yüzden durum zor ama yalnız bizim için değil, onlar için de zor. Tuttukları sahte devlettir. Bu nedenle çoğu, zamanın aleyhimize işlediğini iddia ediyor, haklıdırlar ancak Kıbrıslı Türklerin de aleyhinedir. İşleyebilir bir çözüm her iki toplum için de iyi olacak.”

Doğrudur, Akıncı Tatar’dan “daha Kıbrıslı”dır. Kader işte; Tatar’ı da zaten, “Akıncı’nın karşısında olduğu için” desteklemiştik.

Rum Dışişleri Bakanı olan bir başka Hrisos da geri kalmamış; “Tanık olduğumuz şey, Türkiye’nin bölgede yeni bir Osmanlı politikasını teşvik etme girişimidir” demiş ve eklemiş ‘Türkiye bölgesel hegemonya olmak istiyor’ .”

Yok meydanı üç buçuk Rum’a bırakacaktı!

Bunu diyen adam “bağlı olduğu” Fener’in bulunduğu İstanbul’a, Türkiye’ye serbestçe, elini kolunu sallaya sallaya defalarca girip çıkabiliyor.

Mesele acaba, Lozan’a rağmen; Fener aracılığı ile Yeni Zelanda’dan Amerika’ya kadar dünyanın her köşesine ulaşabilmek mi?

Yâni Fener “ekümenik” mi?

Hani sadece “İstanbullu Rumların ayin, nikah, boşanma vaftiz”leriyle ilgilenecekti?

Peki Fener’in bu Ekümenikliği, onu tanımayan Rus Ortodoks kilisesinin bulunduğu Rusya ile ilişkilerimizi nasıl etkileyecek?

Ha bir de Yargıtay’ın, Fener’in “Ekümenik olmadığı” konusundaki şu kararı var.

“13.06.2007 tarihinde Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Fatih 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 20.12.2004’te verdiği bir kararı (Esas no. 2003/380; Karar no. 2004/1142; Cumhuriyet Savcılığı Esas no. 2003/2561) onaylamıştır (Esas no. 2005/10694, Karar no. 2007/5603, Tebliğname no. 4/2005-80106)”.

Fener’i tanımayan sadece Bulgar ve Rusya Ortodoksları değil, Türk Ortodoks Kilisesi de var.

Atatürk’ün Fener’e karşı Eylül 1922’de kurduğu bu kilise geçen ay 99’uncu yılını kutladı.

Demek çok çeşitli “yüzüncü yıl”lar var…

Devam edeceğiz. 28 Ekim 2021

https://www.turkishnew.com/tr/content/2020/10/05/papaz-karasi-huseyin-mumtaz/


Arkadaşlarınızla paylaşın

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
error: Uyarı: Korumalı içerik !!

Reklam Engelleyici Algılandı

Sitemizden en iyi şekilde yararlanmak için lütfen reklam engelleyicinizi kapatınız.