HÜSEYİN MÜMTAZKÖŞE YAZARLARI

LÂL-İ ZADE ABDÜLBAKİ EFENDİ (ESKİ DEFTERLER-14)

“Nereden çıktı bu Abdülbaki Efendi ?” demeyin.

                Tesadüf işte!

Mevlüt Uluğtekin Yılmaz’ın “Osmanlı’nın Arka Bahçesi” [i]kitabını okuyordum, gündeme Ali Erbaş düştü…

Ara verip Mehmet Ali Güller[ii], Deniz Zeyrek[iii] ve İlber Ortaylı’nın[iv] Erbaş hakkında yazdığı yazıları okudum, sonra tekrar kitaba devam ettim.

                “Tarih 1716. Yâni 18.yüzyılın başları…

                Devir, Sultan Üçüncü Ahmet devridir.

                Vezir-i Azam, Damat Ali Paşa’dır ve bu Vezir-i Azam, Avusturya ile yapılan Varadin Meydan Savaşında Başkomutandır.

                Osmanlılar bu savaşı, aslında bir kahraman olan Damat Ali Paşa’nın, yerleşmiş köhne bir zihniyete itibar etme gafletinde bulunması sonucu, hezimet ölçüsünde kaybederler.

                Olay nasıl olmuştu?

                …

                Osmanlı Ordusu, gerek komuta kademesi ve gerekse savaşçılar açısından mükemmeldi. Ne var ki, Osmanlı Ordusunu yönetmesi gereken komuta kademesini de yöneten birisi vardı, Melâmi tarikatından LÂL-İ ZADE ABDÜLBAKİ EFENDİ…

Ordu, Sava nehri üzerine köprü kurup Zemlin yakası’na 25 Temmuz 1716 tarihinde öğleden sonra geçti…

                Bu geçiş ile askerliğin gereği yapılmıştı. Ancak asker ve ordu erkânı huzursuzdu… Çünkü eskiden beri Serdar-ı Ekremler böyle ilk büyük hareketleri uğurlu günler olan Cumartesi, Pazartesi ve Perşembe günleri yapardı ve büyük geçişler seher vakti olurdu… Oysa Damat Ali Paşa, Sava nehrini öğleden sonra geçmişti!

Olacak şey miydi bu?

                Bu durum uğursuzluk alâmetiydi.

                Başkomutan Ali Paşa bu konuda çok ciddi şekilde uyarılmış olmalı ki, bundan sonra savaşı, yanındaki LÂL-İ ZADE ABDÜLBAKİ EFENDİ’nin tayin edeceği eşref saatine göre yönetecekti!

                İşte Damat Ali Paşa’nın en büyük gafleti, yanındaki bu Melami tarikatından müneccim efendinin sözlerine uymak oldu… Ve çok rahat şekilde kazanılacak olan zafer, çok ağır bir yenilgiye dönüştü!”.

Yazarın abarttığını mı düşünüyorsunuz?

                Bu da İslâm Ansiklopedisindeki ilgili madde:

                “Sadrazam Damad Ali Paşa’nın maiyetinde Mora seferine katılan Lâ‘lîzâde (1126/1714) sefer dönüşü Şeyhülislâm Zekeriyyâ Efendi Medresesi müderrisi oldu. Avusturya seferinde Damad Ali Paşa’nın Petro Varadin Savaşı’nda şehid düşmesinin (1128/1716) ardından kâhinlik yaptığı suçlamasıyla tutuklanıp Belgrad Kalesi’ne hapsedildi (Râşid, II, vr. 166a). Ali Paşa’nın daha önce çıkardığı ferman gereği 1128 Ramazanında (Eylül 1716) göreve başlamak üzere Kudüs kadılığına tayin edilmiş olduğu halde azledilip Limni’ye sürgüne gönderildi”.

                Demek Uluğtekin doğru yazmış…

                Tarihi doğru okumak işte bunun için hoşuma gidiyor. 10 Eylül 2021


[i] Ankara, Ağustos 1998.

[ii] https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/mehmet-ali-guller/laikligi-savunabilme-sorunu-1867306

[iii] https://www.sozcu.com.tr/2021/yazarlar/deniz-zeyrek/ali-erbas-cumhurbaskani-mi-olmak-istiyor-2-6636569/

[iv]İlber Ortaylı’dan Diyanet İşleri Başkanı Erbaş’a: Milletin itikadına karışmasın (msn.com)

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Sitemizden en iyi şekilde yararlanmak için lütfen reklam engelleyicinizi kapatınız.
error: Uyarı: Korumalı içerik !!