MAHİYE MORGÜL

Kriz mi Dediniz? 2021 Bütçesi Açık Geçmişti Galiba…

Denk bütçe yapmayan bu meclis yaşadığımız krizin yollarını döşemiştir, suçludur. İtiraz etmeyenler de günahına ortaktır.

Geçen yıl o açık bütçe TBMM’den geçirilirken Danıştay’da dava açan arkadaşımız E.Op.Dr.Aytekin Ertuğrul’un dilekçesine ben de müdahil olarak katılmıştım. Ne oldu diye sormayın, biz sadece tarihe not düşmek için dava açtık. Anayasa Mahkemesine kadar götürdük. Eğer sayımız binler olsaydı böyle olmazdı.

Ya şimdi 2022 bütçesi nasıl geçecek bu meclisten? Krizde bütçe hiç olamaz!

Ayağını yorganına göre uzatmamışsın, kangren oldu bacağın, şimdi karalar bağlamaktasın. Otur kına yak!

Açık bütçe geçirmek Anayasal suçtur da, çocukların önüne içi çöp dolu kitap koymak suç değil midir? Kodlamakmış adı, Amerikan robot pazarına verdik paraları, aracılarını da besledik, hokus pokus milli eğitim bütçesi kasa değiştirdi, ama o paranın karşılığı olan bilgi çocuklarımıza verilmedi! Yuttunuz!

Mavi balinalara, satanist şeytanlara, robot köpek Evangelist Sibertonlara teslim ettiler evlatlarınızı, pornoyla okuma yazma öğrettiler, dengeyi aldılar içinden,  “uygun adım marş” bile yok edildi, boşlukta uçuyor çocuklarınız ve sustunuz, susuyorsunuz. Elbette sonu bu olacaktı, geliyordu, geldi. Gelmekte olan daha ağırıdır, hiç hayal kurmayın.

En değerli varlığınız çocuklarınız idi, artık değil, değil mi? Maneviyatımızı kaybettik!

Oh olsun diyorum şimdi.  Hep beraber batacağız, tamam da, çocuklarınızın günahı ne?

Bir iş yerinde yangında ilk kurtarılacak eşya kasadır, kurtaracak kasanız da kalmadı.

Bir evde yangında ilk kurtarılacak eşya nedir?

Soruya şaşırdınız değil mi? Çünkü evde eşya değil önce insan kurtarılır.

O zaman en baştan alalım; evde yangın çıktığında önce çocukların odasına koşarsınız, önce en küçük olanı kucağınıza alır açık havaya koşarsınız. Bu kuraldır, töredir, bunun tartışması bile olmaz.

Ey ahali… Çarşıda başlayan yangın sofranıza kadar geldi, lütfen çocuklarınızı köye taşıyın, köyde aç kalmazlar. Beyinleri 2005 programıyla bilgi açlığına sürüklendiğinde  görmediniz, yani kültür diye kültürsüzlük boca edildiyse beyinlerine, bari bundan sonra karınlarını doyurma kültürü öğretin onlara. Köye dönün, onlara karınlarını nasıl doyuracaklarını orada öğretin. Altın yumurtlayan tavuk orada deyin. Bankalarda kasalarda olmadığını gördüler. Hayatın özel okullarda öğretildiğini zannedenler de gördüler. Krizle beraber özel okullar da bitti.

Bilge annelerin zamanı geldi. Onlar köye dönmeyi çocuklarının kurtuluşu olarak gören annelerdir.  

“Du bakali ne olcek?”diye diye hırsızın iç kapıya kadar gelmesine sesini çıkarmayanlara bundan sonra ne dersen de, na-fayda. Oh olsun demek lazım, belki böyle ayıkırlar.

Paranız şimdi mi pul oldu?

“Egemenlik milletindir” demek olan Kuruş adlı paramızın üzerinden bereket sembolü Buğday 2005 yılında atılırken susanlar… Hiç anımsamıyorum diyen körler, nasıl kandırıldığınızı anlayın.

Aynı yıl, çok fazla şey öğretiyormuşuz, çarpım tablosunu ezberlemeye gerek yok, geometri dersine de gerek yok diyerek eğik el yazısıyla başlatanlar iş başındaydı. Çocuklarınızın bilim öğrenme hakları ellerinden alındığında da sustunuz…

Çocuk Koruma Kanununda bile bilimsel eğitim hakkı ellerinden alınmış çocuğu koruyan tek madde yokken, olmalı diye talep etmeyenler, çocukların ellerine ölüm oyunları verdikleri şu anda bile onları ellerinden alamıyorsunuz, değil mi?

En değerli varlığınız evlatlarınız değil miydi? Ne oldu da geçmez akçe pula döndüler?

Neden pul olan parayı konuşuyoruz da kumandalı robot haline getirdikleri çocuklarınızı nasıl kurtaracağınızı konuşmuyoruz?

Umutlanamıyorum, çünkü velileri gözlüyorum. Çok zeki olduğundan hiç şüphem yok, önemli işler yapan, krizden etkilenmeyecek bir baba biliyorum, ama çocuklarının okul hali hiç umuru değil. Kimse çocukların akıl sağlığının (zihinsel gelişimlerinin) korunmasına öncelik vermiyor, onun için umutlanamıyorum.

Dilerim bu kriz Türk ailelerine paradan daha değerli şeyin çocukları olduğunu hatırlatır.

TBMM’de 2022 bütçesi görüşülüyordu, değil mi?

Böyle dengesiz piyasa ekonomisiyle buyurun denk bütçe yapın, görelim. Na mümkün.

Hiç açmadım ama bir de kazın öteki ayağı var.

“Milli silah” üretenin o silahı korumak için de “milli ekonomi” politikalarının olması gerekir, yoksa böyle çökerler üstümüze.

Yoksa dış güdümlü krizin püf noktası burada mı?

O milli silah projelerinde çalışanlara kamucu ve bilimsel eğitim verdiğimiz müfredatın adı “68 Müfredatı”dır, adını bile unutturdular. O müfredatı terk edişimizle, yani eğitimi Tansu Çiller’in eliyle SPAN özelleştirme heyetine verdiğimizden itibaren çocuklarımızı mavi balinalara kurban veriyoruz. Bunun cezasını bir gün bu toplum görecek, çünkü en önemli manevi değerimiz olan “çocuğu koruma” değerimizi kaybettik. Çocuklarımızı manevi değerlerle büyütmek diye bir kavramı da Kuran öğretmeye indirgedik, onu da yanlış öğretiyoruz.

Bakın bu hafta bizim Narduğan Bayramımızdır. Okullarda kutlanan Yerli Malı Haftası da bilerek Narduğan Bayramına denk getirilmiştir, ama bunu okullarda böyle öğretmiyoruz, büyük manevi kayıptır! Narduğan Bayramında üzerinde kırmızı sebze ve meyveler bulunan bir tepsi salonun ortasına bırakılır ve evin kapısında nar patlatılıp komşularla paylaşılır, bu kültürü unuttuk. Hani grip olmamak için nar yemek gerekir şu kış ayında bunu çocuklara öğretiyor muyuz? Hayır. Salgın geldi, aşı bekliyoruz, vah vah…

Büyüklerimizi (atalarımızı) saymadık, küçüklerimizi sevmedik…

Milli paramız Kuruş’un değerini korumadık, ata töremizden de anayasadan da saptık denk bütçe yapmadık, Milli Müfredat yerine emperyalist şirketlerin piyasacı programına göre ders kitapları bastık, çocuklarımızı yabancıların emellerine alet ettik.

Hiç kimse kriz var diye ağlamasın. Bu yıkımları önceden tahmin edip neden ulusal direnç noktaları oluşturmadığınızı konuşun.

Selin önüne bir taş da biz koyalım diyen varsa, açık bütçeye Danıştay’da dava açan hemşerimiz Fındıklılı emekli denizci Op.Dr.Aytekin Ertuğrul’un davasına fiilen destek versin. Adresini veriyorum: “draertugrul@hotmail.com

Önce çocuklarımız diyorsanız, okullar şu çöplük kitaplardan kurtarılmalıdır. Bu kitaplara harcanan paralar dönemin her bir eğitim bakanından ve diyanet başkanından tahsil edilmelidir. 2005 yılından beri o çöplük okul kitaplarına verdiğimiz paralar pul olurken acımayanlar bugün yastık altındaki paralarına acıyorlarsa hiç samimi değildirler.

Biz çocuğu koruma kültürümüzü kaybettiğimizden beri maneviyatımızı da yitirmiş haldeyiz. Demem o ki başımıza ne gelirse haktandır, hak ettiğimizdendir.  

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
error: Uyarı: Korumalı içerik !!

Reklam Engelleyici Algılandı

Sitemizden en iyi şekilde yararlanmak için lütfen reklam engelleyicinizi kapatınız.