MAHİYE MORGÜL

Maraş Fuarındaki Kinetik Toprak Ana Heykelinin Mesajı

Heykelin yapımı henüz bitmedi. Adı çağrışımlarla dolu. Kinetik Enerjili Toprak Ana, harekete geçirecek bir şeyleri.

Kinetik enerji hareket ederek birbirini tetikleyen depremleri söyler.

Masal çağına girdik, antik tanrılar geri geldi, paranın tek gözlü tanrısı şiddet tanrısı olarak bu sefer kinetik depremler yaptı, kendine tapmayanların üstüne beton yağdırdı, dünyanın ekseniyle oynadı, iyonesferi deldi, iklimleri bozdu suları yukarı akıttı, algı koordinatlarını kilitledi spin camları üstünde bunalım ve kaos yarattı, bütün okulları ahıra çevirdi insan çiftliği kurdu, sanal gözlük dağıttı kendini görünmez kıldı, onu görenlere türlü iftiralar attı çiftliktekileri saldırttı. Yine bir küçük karabalık günlerce gözünü kırpmadı, gördüklerini anlatacak bir arkadaş aradı. (Mayana 10.3.2023 Rize sa:04.30)

Toprak Ana’ya “ardışık depremler tetikleyen ana” demek bizim için çok inciticidir. Türk kültüründe kutsal olan Ana, koruyucu olandır, hami (Huma, Eme, Umay, Kibele, Turan Meleği, İnanna) olan ana kavramıyla asla örtüşmez.

Bu heykele KİNETİK TOPRAK ANA HEYKELİ adını Türk halkı koymadı. Bu asimetrik adlandırma bir psikolojik harp silahı olarak Amerikan HAARP Enstitüsünde üretilmiştir.

Bakalım sözlüğe; Kinetik enerji (hareket enerjisi), atılan bir beyzbol topu gibi “hareketli bir kütle tarafından taşınan hareketin enerjisidir” der.

Yıkıntılar içinde bir kadın heykeli yaparken ve adına KİNETİK TOPRAK ANA derken, burada Türk kültürünün en eski en köklü kavramına değersizleştirme operasyonu görmekteyiz. Tıpkı iki bin yıl önce Koruyucu Tanrıçalığa yükseltilen ilaç bilen bilge (Oğuze, Hekate, İkati, Kirke, Sirke) analarımıza iftira atarak değersiz kötücül bir varlığa dönüştürdükleri ve bugün iyice çirkinleştirerek cadı filmine konu ettikleri gibi… Bu yolla ulu analarımızı hafızalardan silme, yani anılarını yakma cezası verdikleri gibi… Tıpkı çocuklarımızı ağırlık yerine kütle diyerek matematiğe başlattıkları gibi…

Bir temel kavram bozulduğunda çocuk diğer kavramları da algılayamaz, hepsi bozulur. Bunu bildikleri için temel kavramları çarpıtmaktadırlar. Sahte eğitimciler ebeveynler eğitime daha fazla para harcasın diye kinetik beyni bulandırma silahı yaptılar. Başta fizikbilimci Nihat Berker beyni bulandırma makalesine “spin camları altında bunalım ve kaos”  başlığını koydu.

Aşağıdaki kadın heykeli Amerikan HAARP enstitüsünde özel silah olarak üretilmiş ve Kahramanmaraş ekspo küresel pazarına kadar getirilmiştir demek hiç yanlış olmaz.

Heykele yukarıdan bakıldığında görülen eteğindeki kuyruklu yıldız ise, “bu gördüğünüz bir süre sonra yok olacak” demektir. Tıpkı 1980 sonrası kâğıt paramızda gördüğümüz Atatürk’ü çevreleyen kuyruklu yıldız gibi tasarlanmıştır.

Şiddet şiddeti tetikler…

Eğitimciler bunu iyi bilir. Çocuğa şiddet uygularsanız o da başkasına aynı şeyi yapar. Kinetik deprem zinciri tetiklemekle şiddet sarmalı oluşturmak aynı şeydir.

2004’de ders kitaplarına şiddet tohumu eken bir eğitim bakanı on beş yıl sonra okullarda intihar ve birbirini öldürmeler başladığı zaman “Artık şiddet sarmalı tamam, şiddet şiddeti doğurmaya başladı” dedi. Son beyaz cama çıktığı zaman “2040 yılında çocuklarımız çipli dolaşacaklar” dedi, yani çiftliğe gerek kalmayacak. Büyük alkış aldı. Kinetik şiddet tanrısının değirmenine su taşıdığını kimse anlamadı. Okulları çiftliğe dönüştürürken çok parçalı zeka kuramını övüyordu ve eğitim piyasası bu işten çok para kazanacak diye hayal edenler onu alkışlattırıyordu.

Şimdi inşaat sektörü yükselişe geçecek, hep toplanan paralar oralara akacak. Ama daha kötü binalar yapılacak, çünkü metrik ölçüm bile bilmeyen bir nesil var.

Fuarda yapılan bir gökdelenin, demirleri açıkta her yere hakim, bu tasarımı yapan acaba hangi tanrıya tapandır, ya da hangi demir çelik tröstünün ortağıdır?

Bu fotoğrafa dikkatle baktıkça pek çok asimetrik daha tasarım görülebiliyor.

Aşağıdaki fotoğrafta Kahraman Maraş kinetik depreminin simgesi olan etekleri enkaz içinde kalmış bir türbanlı kadın heykeli önünde tanıtım yapan bir kadın muhabir görüyoruz. Ben bu türbanlı heykel fotoğrafını ilk gördüğümde TBMM’ne ilk kez başında türbanla giren Merve Kavakçı’nın türbanı geldi aklıma.

O türban şimdi Amerika’da tek gözlü dolar krallığının müzesinde camekan içinde teşhir edilmektedir. Bir tür kutsanmaktadır. Çünkü onu görmek isteyen kutsal sandığa tek gözlü dolar bırakmak zorundadır. Çünkü kamucu sosyal Türk devletini liberal bireyci sömürge kolonisine çevirmek için harcadıkları dolarları geri almaları lazım!

O türbanla benim sade temiz İslam duygularımla oynadılar,  pek çok siyasal ve sosyal deprem tetiklediler, Türk kadınına türban sopası çektiler, o korkuyla halen daha bizi dizayn etmeye devam ediyorlar.

Tesla yöntemiyle enerji açığa çıkartılır da hareket enerjisi tetiklenirse, mesela yer altı gölü lazerle ısıtılıp toprağı kabartarak deprem fayı kırdırılırsa deprem zinciri nasıl durdurulabilir?  Bilmiyoruz. Tesla kendi yaptığı makineyi balyozla kırarak durdurabilmişti. Tesla’nın evde istemeyerek sebep olduğu deprem gibi. Masa üzerinde bir cihazla başladığı deneyde frekans şiddetini artırarak evi titretmeye başlayınca yaptığı cihazı balyozla parçalamak zorunda kalmıştı.

İşte, Japonya’yı denizden terbiye etmeye kalkan tek gözlü canavar tsunami yaratmakla dünyanın eksenini oynatmıştı, şimdi Kinetik Kahraman Maraş depremiyle ikinci kez oynattı. Bunların sonuçlarını iklim değişikliği olarak da görmeyecek miyiz?

Şimdi o çok para kazanan fizik profesörleri, elektrik mühendisleri bi zahmet şunu arasınlar:

Kinetik tetiklenmiş deprem nerede durur ve daha fazla yayılmadan nasıl durdurulur?

Maraş Fuarının logosunu görün. Üzerine çarpı atılmış, eks olmuş bir şehir!

Fuarı düzenleyen belediyenin adı da Onikişubat Belediyesi ve Maraş’ın Fransız işgalinden kurtuluş tarihi 12 Şubat!

Düşman hiç boş durmamış, yeniden işgal planları yapmış. Biz hiç olmazsa gerçek tehlikeyi görüp koruyucu önlem alalım. Mesela, Rize’de deprem denizden olur, tsunami yapar, öyleyse deniz çekildiğinde tsunami dalgaları gelecektir, denizi seyretmeye değil dağlara kaçmalıyız, orda kamp kurmalıyız. Gece tsunami olacağını düşünerek, karanlıkta dağa çıkma (Hayk) eğitimi veren izcilik çalışmalarını yaşlı genç herkese vermeliyiz. Her çocuğa sular yükseldiğinde hayatta kalmanın ilk şartı olan yüzmeyi de öğretelim.

İzcilik (dağda iz sürme) öğretisi durduk yerde ortaya çıkmadı, vardı nedenleri. Tarih tekerrür ediyorsa, biz de hayatta kalmak için eski bilgilerimizi çocuklarımıza hızla aktaralım, hem de okulların bu eğitimi vermesini beklemeden, çünkü oralar çoktan çiftlik oldu. Küresel tek gözlü canavar işletiyor bu Expo Okullarını, zihinsel sıfırlama yapılıyor, farkında değilsiniz.

10.3.2023

 

 

Arkadaşlarınızla paylaşın

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
error: Alert: Content is protected !!