MAHİYE MORGÜL

Medeniyet Geri Gider mi, Evet Gider

Nasıl mı olur… Bal gibi olur, oldu bile.

Nasıl mı olur… Bal gibi olur, oldu bile.

Beş bin yıl önce, MÖ.2500 de Mısır’da Keops Piramidinin içinde yaratılan olağanüstü medeniyetin bugün zerresi yok, işte. O medeniyetin son kırıntılarını radyasyon geçirmeyen kurşun kubbeli Selçuklu medreselerinde gördük, 1493 tarihli 30 derslikli Muğla Menteşe Kurşunlu Medresesi örnektir. Selçuklu’ya, Akmenid/Pers, Sasani/Selefkid ve Selçuklu’da var olan “bilim yapmak ibadettir” kavramı orada donmuş kalmış. (Rize’de yapım tarihi 1571 olan İslampaşa Kurşunlu Camisi de akil adamların toplanma mekânı olarak inşa edilmiştir. Burası da Menteşe Emirbeyliği ile bağlantılıdır. Bunu bir başka yazı konusu olarak ayrıca ele alacağım.)

Kurşunlu kubbenin altında bilim konuşmak nasıl bir şeydir, unuttuk. Bilgelerin zihinsel enerjisinin birleştiği yerde yükselen düşünce enerjisinin akışını kesecek hiçbir olumsuz etkilenme yaşanmamasının garantisiydi kurşunlu kubbe. Zihinsel koruma kalkanı yani.  Okullara zihinsel koruma kalkanı koymayı bıraktık ve zihinsel taciz altında tutulan çocuklarımızı çaresizliğe terk ettik, çözüm bile konuşmuyoruz. Ellerindeki  her şey son teknoloji ürünü oysa.    

Mısır’daki beş bin yıllık Büyük Piramid’in içinde nasıl dahice bilimsel güzellikler vardı bunları biliyor olsaydık, bugün ne kadar geri gittiğimizi anlardık. İnsan canı ve insan aklı o zaman mı daha önemliydi, yoksa şimdi mi daha önemlidir, görelim bakalım.  

Bir ön bilgi: Işığı doğanın merkezine koyan ata bilgelerimiz Biz O’yuz demişler, Oğ-Esiği /Oğuz olmuş adları, ya da kısaca Fer Soylu /Farsi olmuş. Eğer birgün ışığın aynalarla dans ettiği ülkeye, yani İran’a yolunuz düşerse linkimizi açmadan gitmeyin, çünkü vahşi batıda bu uygarlığın köklerini ve sanat eserlerini tamamen yok etmek üzere planlar yapılmıştır.

https://docplayer.biz.tr/128852035-Iran-i-iran-da-ogrenmek-1.html

Aynalı saraylarda tek çıra ile 12 salonu nasıl aydınlattıklarını gördüğünüzde, Keops Piramidindeki ışık sanatına şaşırmayacaksınız. Ya da İsfahan Kızlar Camisinin kubbesine ikindi saatinde vuran güneşin tavandaki tavus kuşu nakışına nasıl can verdiğini gördüğünüzde, Keops’taki ustanın eli değmiş buralara da diyeceksiniz. Ve, Van Akdamar’da sabah güneşinin Ekinoksta hangi andezit taşına vuracağını belirleyen usta da aynı ustadır.  Birgün bilime ve sanata düşman, insana ve doğaya düşman birileri gelene kadar ışığın peşini kovalayan ustalar şu Bereketli Hilal topraklarında hep sağ oldular. Sonra…

Sonra ne mi oldu? Adına Hıristiyanlığın doğuşu dedikleri, tarihi sıfırladıları yıkım yılları geldi. Aslında Mitra (Ay/Hilal) Kültünü yok etmenin peşindeydiler. Geldiler, yıktılar, yaktılar, bilimi çöpe attılar… Şimdi de 3.bin yılın haçlı seferi diye isim koydukları BOP saldırıları altında her şey, çaktırmadan yine yok ediyorlar.

Oysa bugün… Keops Piramidindeki gibi doğayı insan için daha yaşanılır kılmak, hatta doğada hiçbir zararlı mikrocanlı bırakmamayı başarmak neden mümkün olmasın? Tıpkı Büyük Piramit’in içinde olduğu gibi, bilim yapılan bir dünya neden mümkün olmasın, başlık açalım. Ama önce Keops’un fonetik analizimizde KA-Opa’lar, “Göksel (Ka) ulular” demek olduğunu belirtelim. Bu isim oradaki kralın adını değil içeride kullanılan frekansları ve ley dalgalarını ifade eder.   

*Keops 12 ton ağırlığında, iki buçuk milyon bloktan oluşmaktadır.  

*Günde 10 blok yerleştirilmesi halinde yapının tamamlanması 664 yıl sürer.

*Piramidin üstünden geçen meridyen, dünyadaki karaları ve denizleri tam iki parçaya böler. 

*Piramidin ekseni dünyanın ağırlık merkezinden geçer.

*Piramidin yüksekliği 164 metre olup bunun bir milyarla çarpımı ile ortaya çıkan

sonuç güneşle dünya arasındaki uzaklığa eşittir.

*Taban alanının, yüksekliğinin iki katına bölünmesi pi sayısına yani 3.14’e eşittir.
*Piramidin içinde “ultrasaund” radar, sonar gibi sistemler çalışmaz.
*Kirletilmiş su orada birkaç gün içinde arıtılmış bir hale gelmektedir.
*Piramidin içinde süt birkaç gün süreyle taze kalır, sonunda bozulmadan yoğurt haline gelir.

*Bitkiler piramit içinde daha hızlı büyümektedir. 

*Çöp bidonu içindeki yemek artıkları hiç koku yapmadan mumya haline dönüşür.
*Kesik, yanık, sıyrık ve yaraların piramidin içinde daha çabuk bir iyileşme gösterir.
*Piramidin içi yazın soğuk, kışın sıcaktır.

*Piramidin adına yapılan kralın bulunduğu odaya yılda iki kez güneş girer, biri  kralın doğum günü, öteki ise tahta çıktığı gündür.

İşte bunları bilmiyoruz ve okullarda sanat tarihi derslerinde dahi böyle karşılaştırmalı bilim tarihi okutmuyoruz. İleriye mi gittik yoksa geriye mi?

Naçizane tespitlerimdendir, Keops Piramidine ışık bilimini ustaca işleyen mimarlar Hz.Süleyman’ın ve Belkıs’ın (Kos-Beli) kavmindendi. Başında hilal olan Artemis tasvirlerinde bir elinde ayna diğer elinde şakül görülür, anlamı budur. Mimarlıkla Gök Bilimi bir aradaydı. Doğanın ışık yapısını iyi çözmüşlerdi, Ay-Güneş bilimini iyi biliyorlardı, Hz.Süleyman’ı güneş ile, Belkıs’ı ise hilal ile resmediyorlardı.

O insanlar Arapça konuşan bugünkü çöl bedevisi Araplar hiç değillerdi. Bu kavim korsanları hiç iplemiyorlardı, ama tongaya düşürüldükleri zaman da dalga geçer gibi efsane oluyorlardı. Efsanelerden biri çok ünlüdür. Tapınak (bilimevi!) yaptırırken Hz.Süleyman’ın bastonuna giren kurt efsanesi…Tapınağın kapısında bastonuna dayanmış ayakta öylece duran Hz.Süleyman, tapınak bittiği gün bastonu kırılıp bastonla birlikte yere düştü ve o zaman çoktandır ölmüş olduğunu anladılar.

Peki, biz bu efsaneden kıssadan hisse ne öğrendik?

Bana bu efsane ajanlık faaliyetlerini düşündürür. Şu ders kitaplarının içine 2005 yılında ağaç kurdu girdi ve 2021 yılı sona ermekteyken bile aynen sayfaları kemirmeye devam ediyor. Ya da, borç vererek maliyesini ele geçirdikleri devletler var. Devletin kasaları boşaldığı zaman devletin içerden çürüyüp çökmüş olduğunu anlıyoruz. Hatta tıpkı 15 Temmuz’a giden süreçte Harb Okullarını nasıl ele geçirdikleri gibi. Ama ya şimdi? 15 Temmuz bahane, ortada bildiğimiz Türk ordusu yapılanması dahi kalmadı. Hele 2 bin yıllık askeri tıp geleneği buhar oldu gitti, Başoğuzlu VI.Mitridate’nin ruhuna okudular.

TSK’nın içine giren “feto kurdu” diyelim adına, onca yıl nasıl bünyeyi sarıncaya kadar göz yumuldu?  Göz yummayanlar yok edilmiştir, doğru. Ama bizim körlüğümüzü affettirmez, hele yönetimdekileri asla.  “Ağacın kurdu içinden” diye boşuna dememişler.

İçimize onca hain tohumu nasıl bırakıldı, ya da sistem kendi kurdunu üretir hale nasıl getirilip işleyişe terk edildi. Bunu Ziya Selçuk’un bir lafından söylüyorum, “sistem artık kendini yok edecek sürece girdi” dedi.

Bu kadar haini mantar gibi nasıl yetiştirdik diye merak edenlere işte araştırma konusu; eğitimi çöplüğe çevir, orada mantardan başka şey zaten üremez!

Araştırmacılar, Hz.Süleyman’ın mabedine kimler nasıl sızmış oturup incelesinler, eminim rüşvet alarak veya borçlanarak diye bir sonuç göreceklerdir. Yüzüğüne neden mühür olarak sekizli Şems yıldızı içerisine altılı Davut yıldızı çizmişler, onu da araştırsınlar; var olan bir durumun resmidir o yüzük! Bunu tarih kitapları bir tespit olarak yazamıyorsa, o kitapları yazdıranlar tarihten hiç ders almadılar demektir ve onlar aynı belaları bir daha yaşarlar, bu onların kaçınılmaz kaderleridir. Tarih onları affetmez dedikleri budur.  

Açık konuşmak gerekirse, en tepedeki yöneticimiz belli bir tarihten itibaren Amerika’ya ters düştüğünü sıkça belirtmektedir.  Öyleyse oturup biraz tarih çalışmalı, başına düşen taşlara bakıp daha neler olacağını kestirebilmelidir. Halka bunu anlatabilmelidir. Daha önce nerde zayıf davrandığını, kimlere kapalı toplantılarda ne sözler verdiğini hatırlamalı,  Tansu Çiller’in önerdiği danışmanları başından atmalı, halka özeleştiri yapmalı, sonra BOP eşbaşkanlığı dahil yaptığı bütün anlaşmaları tek taraflı bozduğunu ilan etmeli ve gereğini yapmalıdır. Milli Eğitimi 1968 Müfredatına döndürmeli, BOP’un eğitim ayağında çalışan Amerikan ekiplerini geri postalayarak, 5+3 yapısı ve sınıfta kalma gelmeli, bilmeyen üst sınıfa geçmemeli, Türkçe dersinden zorunlu başarı seviyesi gelmeli, ilk, orta ve lise mezuniyet sınavları yazılı ve sözlü olmalı, test sistemi fırlatıp atılmalıdır. O zaman nitelikli bilimsel eğitime hızla geri dönmek hiç zor değil.

Bilim eskiden daha ilerideydi, demiştik de… Aynen öyle.

Arkadaşlarınızla paylaşın

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
error: Uyarı: Korumalı içerik !!

Reklam Engelleyici Algılandı

Sitemizden en iyi şekilde yararlanmak için lütfen reklam engelleyicinizi kapatınız.