MAHİYE MORGÜL

Rize Ayane Tepesi ve Kırklartepe Köyü Sit Alanı ilan edildi

Bu çok güzel bir haberdir. Bir ay önce, 30 Ağustos 2020’de resmen ilan edilmiş, yeni öğrendim. Darısı diğerlerine.

Haberi, ilgisini çekecek bazı dostlarıma dağıttım. İlk cevap İstanbul’dan, Dr. Mehmet Ali Kutlu’dan geldi. Anıları canlanmış:

“Çocukken, daha okula başlamadan, Ayane dağının tepesine çıkarsam, gökyüzüne dokunabileceğimi düşünürdüm.

Daha sonra, ilkokul öğretmenlerimizden temin ettiğimiz bazı dergilerde Ayane şiirleri okudum. Ben de daha o yaşlarda şiirler yazdım. Dergilere ulaşamadılar, defterimde kaldılar. Kim bilir ne oldu o şiirler? Şimdi o dergilere ulaşmak isterdim.

Gökyüzünü hayran hayran izler, sonrasını, sonrasını sorardım kendime. Allah oralarda bir yerlerdeydi, her yerdeydi. Herkesi, her şeyi o yaratmıştı. Ama onu kim yaratmıştı? O zaman soruyordum bu soruyu kendime. Ve o an, kâfir olduğum korkusuna kapılır, koşa koşa eve gelir fazladan, vakitsiz namaz kılardım dakikalarca. Rahmetli annem telaşlanır,”Oğlum, çocuklar o kadar namaz kılmazlar. Sana namaz farz bile değil. Kılmazsan da günaha girmezsin.” derdi ve namaz kılarken beni izlerdi telaşla. Ona neden o kadar namaz kıldığımı anlatamazdım. Ne düşündüğünü de öğrenemedim. 

Aklıma bir zarar gelmiş olabileceğini düşünmüştü muhtemelen.

            Aklımda kalan tek mısra, belki de yanlış hatırlıyorumdur, “Ne yücedir başın senin”di.

            Sevgiler, Saygılar değerli hocam.”

Altmış yıl önce çocukluğu Ayane’nin çevresindeki köylerde geçenlerden bir örnektir.  

Öğreniyoruz ki Ayane şiirleri varmış eski dergilerde. Yapacak iş çıktı bana. Kütüphaneci arkadaşımız Recep Koyuncu’nun kütüphanesine uğramam lazım. Orada 1950’li yıllarda basılan Rize Kültür dergileri vardır.  

Recep Koyuncu bir çalışkan Rizelidir, imamdır, herkes onu tanır. Birkaç yıl önce Rize İl Halk Kütüphanesi SEKA’ya gönderilmek üzere tarumar edilirken, sokağa yığılan kitapları kurtarmaya tek başına koşmuştu. Kurtarabildiklerini kendi kurduğu özel İhtisas Kütüphanesine taşımıştı. O dergilerde Ayane şiirleri bulacağımı düşünüyorum.

Ayane dağının yanındaki Kırklartepe Köyü de sit alanı oldu. Bkz:

 http://tvk.csb.gov.tr/rize-ayane-tepesi-tescil-ilani-duyuru-410190 … Rize İli, Merkez İlçe, Kırklartepe Köyü, Ayane Tepesi Doğal Sit Alanı Bakanlık. Makamının 13.08.2020 tarihli ve 170560 sayılı OLUR’ u ile…

Kırklartepe köyünün Ayane ile birlikte sit alanı ilan edilmesine ayrıca sevindim. Çünkü Kırklar Dağı, Kırklar Kalesi, Kırkkızlar gibi dağlarda Başoğuzlu ata töremize uygun olarak, kadın askerlerin eğitim yeri ve anıt mezarları vardır. Örnektir; Ayana kraliçemiz Artemis Atina seferine giderken otağ kurduğu Beykoz’da, adına yapılan Hz.Ayuşa türbesi ve yakınlarında da Kırklar Kalesi ve mezarları vardır. Aynı şekilde Rize Ayane’de kaya mezarı bulunan Artemis’in koruyucuları olan kadın askerlerin kale-köyü Kırklartepe’de olmalıdır.

Kadın asker mezarlarının bulunduğu Kırklar Dağı, Gelin Kaya gibi tepelerimizi de sit alanı ilan etmeye sıra gelir dilerim. Potomya’nın da. Kibledağ’ın altındaki antik yer altı şehridir, asker Laz-opo’ların damı (evi) burasıdır. Rize’yi bahriye askeri yetiştirme merkezi yapan tarihsel kökler işte bu damın altındadır.

İkizdere vadisi de doğal sit alanı oldu. (https://tvk.csb.gov.tr/ikizdere-vadisi-tescil-ilani-duyuru-410184)

Rize İli, İkizdere İlçesi, İkizdere Vadisi Doğal Sit Alanı, Bakanlık Makamının 13.08.2020 tarihli ve 170536 sayılı OLUR’ u ile…

Şaka gibi, ama İkizdere’de kadınların da doğal korunmaya alınması lazım, çünkü genlerinde 1800 Romalı askeri hançerleyerek öldüren (MÖ.64) Bedir Analı /Petranlı ve Hanzerli asker ninelerinden birer damar taşıyorlar.

Anımsatmak isterim. Çaykara İspir Bayburt üçgeninde bir Kırklar Dağı var. Adından anlıyoruz ki kadın askerlerin eğitim kalesiydi. Orada öldüler, mezarları oradadır.  Başoğuzlu kralımız VI.Büyük Bedri’nin Rize kalesindeki özel eşyalarına ve hazinelerine Romalı düşmanların ulaşmasına engel olmak için düşman askerlerine delibal tuzağı kurdular.

Roma tarihçileri yazdılar. Hıristiyanlığın doğuşunda Milet dedikleri bu bölgede ilaç yapmayı bilen kadınları büyücü ilan ederek öldürdüklerini anlatırlar. Neydi ilaç yapan kadınlara düşmanlıkları diye sormak lazım; kralımız Büyük Bedri zehirlenmeye karşı bir panzehir kullanıyordu, her gün bir parça o zehirden alıyordu, bu ilacı ona vermekten sorumlu başkadın savaşçı Furtunaopa vardı. Kralımızı asla zehirleyemiyorlar ve aldığı panzehir antidot sayesinde hiç hasta olmuyordu. İşte onun için yüz yıl sonra gelen Romanın korsan kralları ilaç yapmayı bilen üç bin kadını büyücü ilan edip yakarak öldürdüler, bunu da kendi yazdıkları kitaplara yazdılar.

Ah gidi Karadeniz… Hey gidi günler hey… Kimileri Romalı korsanların teknesinde ayaklarından zincirlenmeyi kabul ederek bir tas çorbaya kürek çekti, kimileri de köle olmamak için dağların tepesine çıktı! Onun için batılı tarihçiler bizi anlatırken Dağlı Paganlar, Ay Tanrılılar (Amazonlar) der, kendilerini anlatırken ise bilge kadınları büyücü ilan edip öldürdüklerini söylemezler.

Evet. Rize’nin Askoroz vadisi de sit alanı ilan edilmelidir. Ancak, fiilen mümkün değilse de, Rize tarihinde bu bahis yeni nesillere mutlaka anlatılmalıdır. Yeni haçlı seferlerine karşı çocuklarımızı uyanık tutmak için bunu yapmalıyız.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Sitemizden en iyi şekilde yararlanmak için lütfen reklam engelleyicinizi kapatınız.
error: Uyarı: Korumalı içerik !!