MUSTAFA YILDIRIMZOR YAZI

Eşkıya devletin elindeki kan saydamdır, görülmez!

ABD ve AB desteğinde bağımsız (!) bir devlet kurmak istiyorlar ve Avrupa’nın küçümencik ülkesi Belçika’yı örnek gösteriyorlar.

Kolonicileri örnek alıp da, dış destekle varolmak istemenin ne denli akıl işi olduğunu görmek için o uygar geçinenlerin ellerine bulaşan kanı görmesi gerekir. Uygarlık satanların ellerindeki kanı görmek kolay olmuyor. Çünkü onların kanı, sanat ve kültür cilasıyla saydamlaştırılmıştır. O cilayı biraz kaldıralım ve Lumumba’yı analım:

37 yıllık ömrüne bin yıllık savaşımı sığdıran önder Joseph Patrice Lumumba, 60’lı yıllarda Türkiye’de büyük sevgi toplamıştı.

Yüzyıllardır sömürülen ve ağır baskı altında tutulan Kongo  halkını bilinçlendirebilmek için posta memurluğu, bira satış elemanlığı yaparken, bir yandan da direniş örgütleyen Lumumba, çeşitli grupları bir cephede topladığında arkadaşı ile birlikte sömürge yönetimince tutuklandı; ağır işkencelerden geçirildi.

Halk ayaklanınca serbest bırakmak zorunda kaldılar. Belçika yönetimi, sömürgesi Kongo’ya sınırlı bağımsızlık tanıdı. Lumumba Başbakan oldu. Bir yandan ülkesinin kalkınma planlarını hazırlarken eğitim seferberliği başlattı. Sınırlı bağımsızlığın, köleliğin uygarca sürdürülmesi olduğunu bilen Lumumba, tam bağımsızlık isteğini yükseltiyordu.

Bu arada elmas madenlerinin sahibi Maurice Tempels-man, Kinşasa’daki CIA istasyonu şefi Devlin’i işe alarak ona örtü sağladı.

ABD ve Avrupalılar, yönlendirdikleri yerli grupları beyazların çiftliklerine, evlerine saldırtmaya başladılar. Bir yandan da bağımsız Kongo yönetiminin iç güvenliği sağlayamadığını ileri sürüyorlardı. Kargaşa ortamında genellikle sömürge döneminden kalma askerlerden oluşan orduyu da kışkırttılar. Bu arada CIA şefi Devlin, ABD elçisinin gözetiminde askerleri eğitmeye başlamıştı. Devlin, ordunun komutanı Mobutu Sese Seko’yu elde etmişti.

Mobutu, Başbakan Patrice Lumumba’nın şiddeti bastırma emirlerini yerine getirmiyordu. Bu durum bize, Maraş katliamı sırasında Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in isteğine karşın askeri birliklerin olayı bastırmamış olmalarını anımsatıyor.

Çaresiz kalan iki aylık Başbakan Lumumba, Sovyetler Birliği’nden yardım istemeye zorlandı. Bu ABD’nin en bilinen oyunuydu: Bağımsızlıkçıları kuşatmak, onları dışardan destek aramaya itmek, sonra da ‘Komünist’ olarak ilan edip halkı kışkırtmak; askerin yönetime el koymasına gerekçe yaratmak.

Kongo’da da öyle olmuştu. Amerikan medyası Lumumba’yı “ruh sağlığı bozuk bir komünist” olarak tanıtmaya başladı.

Son darbe gecikmedi. ABD başkanı Eison-hower’ın başkanlık ettiği ABD Milli Güvenlik Konseyi kararıyla ve CIA Direktörü Allen Welsh Dulles’ın talimatıyla Lumumba’yı yakaladılar.

Lumumba ağır işkencelerden geçirildi, Belçikalı-Amerikalı görevlilerin gözetiminde arkadaşıyla birlikte orman içinde kurşuna dizildi. Kongo Bağımsızlık önderlerinin bedenleri parçalanıp, bidonlara konuldu, benzinle yakılarak yok edildi.

Ne ki,  Birleşik Afrika’nın bağımsızlığını savunan Joseph Patrice Lumumba’nın 37 yıllık ömrü boşa gitmedi. Afrika’da bağımsızlık ateşinin alazları gökleri yaktı.

Günümüzde, ABD ve Afrika üstüne oyunları sürerken, ünlü Elmas madencisi Maurice Tempelsman da -birçok benzeri operatörler gibi- ABD demokrasi ihracat işine katıldı ve ABD Demokrat Partisi’nin uzantısı National Democracy Institute (NDI)’nin yöneticileri arasında yerini aldı. Mobutu ise diktatörlüğünü ABD yardımlarıyla sürdürdü.

Avrupa’da yıllar sonra açılan soruşturmalar cinayeti ortaya çıkardı ve raporlara dayanılarak bir film yapıldı. Belgesel nitelikte olan ve soluk soluğa izlenebilecek denli akıcı bu sinema filmi, 2001 yılında Türkiye’ye geldi. Başka ülkelerde büyük ilgiyle karşılanan film, Türkiye medyasında yer bulamadı.

Amerikan destekli demokrasi kuruculuğuna soyunanlar da, filmi görmezden geldiler. Bu yüzden izleyicisi de yok denecek denli az oldu.

Ankara’da izlediğimizde salonda 6 kişi vardı. Bir memur arkadaşım öğlen gösterimini tek başına izledi.

Belçika’dan bağımsızlık desteği almaya, ABD-AB parasıyla özgürlük yaratmaya çalışanlar şunu iyi bilmelidirler ki, tarih onları kara sayfalara çoktan geçirmiştir.

Tüm bağımsızlık savaşçıları gibi, kara yüzlü Patrick Joseph Lumumba’nın kara gözlerinde ışıldayan özgürlük ışığıysa asla sönmeyecektir. 4.1.2005     

Savaşmadan Yenilmek kitabından

Arkadaşlarınızla paylaşın

İlgili Makaleler

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu
error: Alert: Content is protected !!