PROF. DR. ATABAY DÜZENLİ

DOĞA’DAN MEKTUP VAR…

Merhaba sözde doğa dostları,

Aşağı yukarı bir yıla yakın zaman oldu; 20 yaş altı ve 65 yaş üstü hiç dışarı çıkıp bizimle haşir neşir olmadı. Ama sizler yine fırsat buldukça bizimlesiniz ve dilediğiniz ve alışa geldiğiniz yaşama devam ediyorsunuz. 20 ve 65’liler yeni yeni evden dışarı çıkmaya başladı. Arabaya binmeleri de yasak olduğu için bırak yanımıza gelmeyi selamımızı bile zor alıyorlar.

İçlerinden bazılarının yıllarca aldığı eğitim ve deneyim, diğer bazılarının da doğaya duyarlılığı bizi zaten hiç tedirgin etmiyor. Her şeye rağmen geçinip gidiyoruz. 

Ama sizler bizi şimdiye kadar yeterince anlamadınız. Hatta korona günlerinde bile bizimle beraber olmaya çalıştınız. Her musibetten bir hayır doğarmış derler ya bize de korona musibetinden ve oluşturduğu koşullardan hayırlar doğdu. Mevsim olarak karların eridiği,  yağmurların yağdığı döneme denk geldik. Çoğumuz çimlendik, filizlendik, yapraklandık, çiçeklendik, döllendik ve siz yoksunuz ya rahat rahat neslimizi devam ettiriyoruz.

Böyle giderse de buradaki arkadaşlarla çok daha güzel günler yaşayacağız.

Yani sudaki ve karadaki tüm canlılar hayatlarından memnun. Biz bitkiler, durum böyle olunca suları ve özellikle karaları bir cicim ve kilim gibi kapladık.

Sonuçta eriyen karlar ve yağan yağmurlar doğrudan toprakla buluşup onu kaldıramıyor yani erozyon olayı gerçekleşemiyor. Sulara taşınan toprakta olmayınca sularımız pırıl pırıl… Neticede toprak kaybımız yok. Bu ördüğümüz cicim ve kilim aynı zamanda esen rüzgârımızın hiddet ve şiddetini azaltıyor. Daha beter esse bile bizleri fırtına ve kasırgalardan koruyor. 

Birde, toprakla yağışlar arasında cicim ve kilim olduğu için cicim ve kilim yağışların doğaya verimliliğini artırıyor. Yani yağan yağmur önce çiçek veya meyveye sonra yaprağa, yaprak sapına, dallara, gövdeye ve oradan da hızı kesile kesile toprağa kadar geliyor.

Bu ne demek biliyor muzunuz?

İhtiyacımızın olduğu dönem ve saatte suyumuzu bulduk, aldık ve kullandık. Rahat rahatta geliştik, büyüdük ve neslimizi çoğalttık. Hep beraber havayı aldık, temizledik ve temiz hava haline getirdik.

Nasıl mı?

Fotosentezle kirli havayı aldık solunum olayıyla temiz hava verdik. Siz bizi Karamürsel sepeti zannetmeyin. Yok birbirimizden farkımız. Bizimde sizler gibi çeşitli görevleri yapan hücre, doku ve organlarımız var. Ama yapı ve işlevleri sizlerden farklı. Dünyada kendi besinini kendisi yapan yalnız bizleriz. Bitkisel ve hayvansal kaynaklı beslenen tüm canlıların olmazsa olmazı biziz. Bizde sevdalar yaşadık. Bizimde kalbimize gömdüğümüz kimseyle paylaşmadığımız sevdalarımız var. Pazara kadar değil mezara kadar sürdürdüğümüz dostlarımız var.

Birde kendinize bakın. Nasıl yaşıyorsunuz ne yapıyorsunuz? Ne zaman neyin yapılması gerektiğini biliyor musunuz? Dostlarınız nerenize ve nereye kadar bakıyor? Sizin fotosentez olayınız nedir?2 0-25 yaşına kadar ailenizin kucak ve kollarındasınız. Hatta daha sonraki yıllarda bile.. Hadi diyelim ki tek başına yaşıyorsunuz. Bir anlatın bakalım doğanın hangi derdine derman oldunuz. Birde bize bakın en fazla 12 ayda çimleniyor, gelişip büyüyoruz. Çiçeklenip dölleniyor ve neslimizi devam ettiriyoruz.

“BİZ” YAŞAMIN TEMELİYİZ

Doğal ortamda yaban hayvanları olarak doğum yapıyoruz, kendi kendimize, her an yok olma şartları altında, yaşamaya ve neslimizi devam ettirmeye çalışıyoruz. Yiyeceğiniz biz, içeceğiniz biz, yapacak ve yakacağınız hatta giysileriniz biz. İlerde bize ve size faydası dokunur diye nesli tehlike altında olanları koruyan biz. Yeni bir derde deva ya da bize daha güç verir diye yeni türleri de meydana getiren yine biz.

Son yıllarda suyumuzdan, havamızdan, güneşimizden daha fazla enerji elde etmek istediğinizde sizlere bu olanağı sağlayanda yine biz.

Yolarınıza güller seren ve döken de biz.

Derimizi soyan siz.

Etimizi, yumurtamızı yiyen siz.

Sütümüzü içen siz.

Teknolojilerinize ilham veren biz. Bizi yedi yıldızlı otel sanıyorsunuz. Açık büfemizden israf, tutum, bilinçli beslenme nedir diye düşünmeden abur cubur yiyorsunuz. Artık düşünün ve anlayın: her şeyiniz bizden. Biz daha ne yapalım? Siz bize ne verdiniz? Bizim sizden istediğimiz: bizi anlayın ve koruyun.

BİZ ÜRETİCİYİZ; BİZİ TÜKETMEYİN!

Gelin beraber anlayış içeresinde yaşayalım. Yapamayacaksanız gölge etmeyin başka ihsan istemiyoruz. Biz bu günlere gelene kadar ne mücadeleler verdik. Birlik ve dirliğimizi korumak içinde direniyoruz. Direnmeye de devam edeceğiz. Bu nedenle lütfen bizi iyi anlayın artık. Size durumu anlatmak için “kuş arkadaşlar” bizleri duyun, anlayın diye öyle güzel ve yüksek tonda sesleniyorlar ki seslerini caddelerde hatta evinizin balkonundan ve pencerenizden duyar oldunuz. Biz varsak sizde varsınız. Yapıcı olan bizleriz. Tüketiciler sizlersiniz. Sizler bizim ürettiklerimizi tüketiyorsunuz. Eğer biz üreticileri korumazsanız, Üretimimizi sağlamazsanız bir gün gelir tüketecek bir şeyler bulamazsınız. Biz üreticileri tüketirsiniz. Bizlerde kalmayınca birbirinizi yemeye başlarsınız. En sonunda da en güçlünüz kalır. O da başka birini bulamayacağı için kendi kendini yok eder. Yalnız bizi değil aslında kendinizi yok ediyorsunuz. Sonra kalkıyorsunuz birde “çevreciyim”, “doğa aşığıyım” diyorsunuz. Geçin bunları bir kalem. Hepsi palavra. Boşuna sizin için sözüne değil işine bak dememişler. Şimdi hepimiz şimdiye kadar olan yaşadıklarımızdan büyük dersler çıkarmalıyız. Siz olmayınca biz ne iyiymişiz. Ne kadar güzel ve rahat görevlerimizi yerine getiriyormuşuz. Ayağınızın altına ve başınızın üstüne yenilenmiş bir cennet koyduk. Hiç olmasa artık bunun kıymetini bilin. Şimdiye kadarki anlayış ve yaptırımlarınızla bak ne hale geldik. Elimize bir fırsat geçti ve toparlanabildik. Bunun değerini bilelim. Dikkat edin bizim bile doğa da fiziksel mesafemiz ve temizliğimiz var. Siz hangi deterjanla yıkarsanız yıkayın bizlerin güzellik, parlaklık ve kokusunu tutturamazsınız. Bizim kadar dostlarınızı seçemezsiniz. Anlayın artık virüs bu kadar canlı içeresinden şimdilik yalnız sizi vurdu. Hem de zengin fakir demeden. Yalnız garibanları vursaydı dünya bu kadar virüsle mücadele eder miydi? Bizce hayır ama siz bu konuyu yine de tartışmaya açabilirsiniz. Ne yapalım yaşananlar bizden yana. Kırk yılda bir yüzümüz güldü. Dileriz, en kısa zamanda sizin de yüzünüz gülsün. Gülsün ama bizimde yaşam alanlarımızı çöplüğe döndürmeyin ve yok etmeyin. Yoksa yine hesaplaşırız. Bir daha ki sefere hesaplaşmak üzere sağlıcakla kalın bizim doğa dostlarımız, hayat arkadaşlarımız ve kader ortaklarımız…”

Not: Silifke Haçpınar yaylasından,  Pülümür Baba Dağından  ”Bak siz yoksunuz ne güzel süslendik, bezendik dercesine bize nazire yaparcasına güncel bu fotoğrafları gönderen dostumuz Hüsnü Sezer ve meslektaşımız Metin Armağan a da teşekkür ediyoruz.

Bundan böyle siz değerli dostlarıma, görüş ve düşüncelerimi, Reha Ören Beyefendinin kaptanlığında, “Söz Gazetesi” aracılığıyla paylaşacağım…

Doğaya saygılı, sağlıklı günler diliyorum.

Prof.Dr.Atabay DÜZENLİ

Doğa ve Yaşam Bilimci

Daha Fazla Göster
Başa dön tuşu
error: Uyarı: Korumalı içerik !!