MANŞETREHA ÖREN

Belediye başkanları ve medya mensupları…

İster inanın, ister inanmayın bir zamanlar zevkle ve şevkle yaptığım gazetecilik işinden artık midem bulanmaya başladı.
Tiksinir hale geldim.
Aklıma şimdi Tanrı katında uçmakta olan Emniyet mensubu bir dostumla yaptığım röportajda kullandığım başlık çapa attı. Takıldı kaldı.
Çok başarılı bir istihbarat mensubu olan dostumla dertleşiyorduk. Mesleğinde çok iyiydi ama bir türlü siyasi olamıyordu.
Teşkilat içindeki entrikalara ayak uydurmasını beceremiyordu.
O, ‘Orta K‘ tabir edilen babadan gelen mirası devralmıştı.
Diyebilirim ki PKK’nın ilk şemasını hazırlayanlardan biri ve en önemlisiydi. Başına gelenleri o röportajın başlığında özetlemiştim.
Şevk ile çalışanı zevk ile becerirler”
Ne o, çok mu amiyane buldunuz.
Nasıl bulursanız bulun. Umurumda bile değil.
Çünkü gerçekler böyle.
Bu gazetecilik mesleği maalesef bundan beter hale geldi.
Gazeteci takımı, hele makulesiyle oturmayı da tesadüfen de olsa hasbıhal etmeyi de sevmem.
Bazen bir kaç dakikalığına da olsa aşağılık sohbetlerine katlanmak zorunda kalıyorsun.
Mecburen ve dahi mecburiyetten…

***
Çok değil bir kaç ay önce kendi aralarında konuşuyorlar.
-“Belediye başkanlarının dosyası hayli kabardı.. Şimdilik kumbarayı dolduruyoruz. Zamanı gelince açacağız.”
-”Ne zaman açmayı düşünüyorsunuz?”
-”Amma da safsın ha elbet seçim yaklaştığı zaman.”
İmdi bu kişi göya basın mensubu. Saygın bir meslek icra ediyor öyle mi? Sohbet devam ediyor:
-”Sahi sen bu ay falanca belediyeden ne kadar aldın?”
“Sorma yahu ben zaten ondan her ay alıyorum. Ama alçak falancaya falancaya benden daha çok veriyormuş.Ben ona gününü soracağım. Şu seçim bir yaklaşsın hele..Bekle…”


Evet, hasbıhal bu minval üzre devam ediyordu. Kalktım gittim. İstifra etmedim, edemedim ama istiğfar eyledim.
Okumuş olduğunuz gibi bu adamlar gazeteci, radyocu, televizyoncu… Sıfatları kendilerinden çok daha büyük.
Haa bu arada sohbette adı geçen belediye başkanlarının adını ‘mahfuz’ tuttum.

***
Bu gazeteci takımının çoğu itilmişliğin acısını yaşıyorlar.
Kimliksiz ve kişiliksiz oldukları için gazeteci, televizyoncu, radyocu ve medya mesleği ile ilgili her ne varsa bilumum unvana sahipler.
Bu unvanlar onlar için kimlik ve kişilik.
Alın unvanları ellerinden sudan çıkmış sıpaya dönerler…
Her neyse bunları herkes biliyor. Biliyor da ne hikmetse gereğini yapmıyor/yapamıyor.

***
Mesela hadi isim vermemeyeyim bir belediye başkanı falancaya ana avrat sövüyor. Ondan sonra tahsisat-ı mesturesinden belli bir miktar ayırıyor.
Neymiş, ‘Def-i bela’ imiş..
Mantık bu mantık, hem söveceksin hem para vereceksin.

***
Bu taifenin ahmağı çep harçlığıyla yetinir, biraz daha uyanığı küçük küçük ihalelerle nafakasını temin etmekte mahirdir.
Harçlıkçılar, ev kirasını tahsil edenler, elektrik parasını, internet parasını dilenenler de yok sanmayın.
Adamına göre fiyat biçilir.
Doğru dürüst gazetecilik yapanlarla yapmaya çalışanlar da anında kara listeye kara kalemle çizilir.
Çetelesi tutulur ve hakkında envai çeşit tevatür uydurulur.

***
Yalnız bu arada çok vahim bir nokta unutulur.
O da şudur.
Bu belediye başkanlarının maaş vererek, harçlıkla taltif ederek ödüllendirdikleri medya mensupları, kendilerinden başka ve daha yüksek bir rakam verenlerin kucağına atlayacaklardır.
Senin verdiğin para o zaman hesaba da nisaba da girmeyecektir.

***
Zaten bu tür elemanlar çft taraflı çalışırlar.
Sadece birinden değil, bir kaçından birden tahsilatta bulunanlar vardır. Bunlar küçük küçük, sözüm ona istihbari bilgileri başkanlarının kulağına fısıldarlar.Tenviratı bilmeyip, tezviratta pek de ustadırlar…
Ne de olsa gazeteci Batı’da ‘Journalisttir’ ya, bizdekiler de jurnalcilikte karar kılmıştır.
Bunun da adına profosyonel gazetecilik derler. Yani bilgileri para karşılığı satarlar.
Ondan sonra da çömezi de ağbabası da oturup meslekte ahlak diye ahkam keserler.
Bir kaç sayfa kitap okumuşu da ahlak kelimesini banal bulup ‘Etik’te karar kılarlar da iş eteğe geldiği zaman bir türlü anlaşamazlar!
Ne halt ederlerse etsinler aynı kaplardan beslenirler.
Siz aldırmayın arada bir sütunlarda, mikrofonlarda ve ekranlarda hırlaştıklarına..

Malumdur, bilinir aynı kaptan yemek yiyen itler birbirlerine hırlarlar ama asla ısırmazlar.
Maalesef ve maateessüf hal böyledir.

***
Şimdilik fiyatlar bellidir.

Basın borsası herkesin fiyatını belirlemiştir.
Bilinir ki, ekonominin temel kuralı arz-talep dengesidir.
Yarın seçim günü gelir, arz değişir talepler de değişir. Rayiç bedeller birdenbire fahiş hale gelir…

***
Haa işte o zaman da kalemli ya da eli silahlı tetikçiler devrededir…
Önce usulunce hırpalanır.
Sonrasında baskı arttırılır.

Ekonomik abluka, yani parayla terbiye ilk uygulamadır.

Dahasında, değerse eğer bir iki mermiyle terbiye ve ıslah yoluna gidilir.
Olmadık işlerden değildir.
Vakıalar örnekleriyle bilinir.
…ve tekmili de darb-ı meseldir!
Çift taraflı dosyalar elden ele geçirilir.
Basında tesis edilmiş olan üçgenlere, dörtgenlere, karelere ve yuvarlak dairelere taksim edilir.
Hal ve vaziyet böyledir.

***
Çevirin bir medya mensubunu en son okuduğu kitabı sorun.

İlkokulda okuduğu Alfabeden ötesi yoktur. Ama ağzı kem ile küm ile doludur.
Böyleleri belediye başkanları indinde çok makbuldur.

***
Başkanların parası çoktur da maalesef yalakalardan başlarını sıyırıp etrafa bakacak akıl ve izanları şakşakla ve mebzule varan yavşakla doldurulur.
Eee onlar da insandır.

Başkanların da elbet bir zaafı vardır.

İşte sövdüklerine ödenekten para ödemelerinin asıl hikmeti budur…

Arkadaşlarınızla paylaşın

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
error: Alert: Content is protected !!