SEFA YÜRÜKEL

Arapça değil, Türkçe konuştuğumuz için biz Türküz.

Türk Dil Kurumu’nun, 12 Temmuz 1932 de  büyük düşünür, millet  ve devlet adamı Mustafa Kemal Atatürk önderliği tarafından kuruluşunun yıl dönümü  tüm Türklere Kutlu Olsun.
O dönem, Cumhuriyet’in ilk döneminde dile verilen önemi belirtmek açısından da devleti kuran şahsiyetleri kurucular listesinde görmek mümkün.
Listedeki  kurucular olan Atatürk ve arkadaşları, halka, kendileri ve halkın gelişmesi açısından ve  dile verdikleri önemi ve inceliğide göstermek bakımından, dili bizzat korumak ve geliştirmek açısından, halka aşağıda ki gibi şahsiyetlerin bizzat dil ile ilgilenip, dil konusunda bir kurum oluşturmasının doğru olduğunun sinyalini veriyorlardı. 
O dönem Modern Türk  Devleti’ni  kuranların,  bu konuya bu kadar önem vermeleri ise katiyen tesadüf değildi.
Bu yüzden TDK’nun Kurucuları: Mustafa Kemal AtatürkSâmih Rif’at (Yalnızgil)Ruşen Eşref ÜnaydınCelâl Sahir ErozanYakup Kadri Karaosmanoğlu’y du
O günkü ilk  yönetim  ise şöyleydi :Mustafa Kemal Atatürk (Kurucu ve Koruyucu Genel Başkan)İsmet İnönü (Koruyucu Başkan)Sâmih Rif’at (Kurucu Başkan)[4]Agop Dilâçar’dı ( İlk Genel Sekreter).
Baktığımızda, ilk  kurucuların ve yönetimin, Türk Milleti’nin dili konusunda ne kadar hassas olduğunu görmekteyiz. 
Çünkü ilke ve bilimsel olarak ta, milli bir dili olmayan bir modern millet millet değildir.
Bunu da Türklerin 12000 yıllık tarihinde gerçekleştirecek olan, bunun için yeni bir modern Türk Devleti kuran ve kavimden ve tebadan modern bir Türk Milleti yaratmak isteyen büyük düşünür Atatürk çok iyi idrak etmişti.
İşte bu yüzdendir ki, Atatürk ve arkadaşları, TDK kurarak bunun bilincini halka da taşımak, halkı bu dille eğitmek, vicdan ve bilince çıkartmak ve devletin tüm yazışmalarını bu dille yapmak, milleti ve devleti bu dille şekillendirmek ve  milletin yaşamının içini bu dille doldurmak istemiştir.  
İşte bu dil dediğimiz dil 12.000 yıldan fazla konuşulan Türkçe dir.
Bu dil dediğimiz dil, Türklüğü var eden temel etkendir. 
Bunu bilen Atatürk, olaya sadece duygusal değil, bilimsel bir yaklaşım da getirmek istemiştir. 
Bunu  Atatürk, Türkçe’yi ölümsüzleştirmek için yapmıştır. Ve bunun içinde Türkçe’yi her gün konuşarak ve yazarak yaşatmak için de TDK kurmuştur. 
Atatürk bu bakımdan tüm Türkler ve Türklüğün var olması açısından da çok zeki, akıllı ve bilimci bir kişiliktir.
Bunun için  tüm Türklerin, her yönüyle, çok yönlü ve verimli bir kişilik olan Atatürk’ü bu anlamda da anlaması ve tanıması gerekmektedir.
Kendi adıma bu yüzdende bu büyük düşünüre diyorumki,   benliğimin korunmasını sağlayan dile, Türkçe’me verdiğin önem ve yatırımın için sana çok çok teşekkür ederim  büyük Atatürk.
Bilindiği gibi, bilimsel olarak bir dil, bir milleti anlatan en önemli ve temel canlı veridir. 
Çünkü eğer bir grupta milli bir dil yoksa, ortada bir millette yoktur.
Ve  siz eğer bir millete karşı düşman ve kötü niyetliyseniz, bir kavim, bir etnicite, bir halk ve milleti yok etmek istiyorsanız, antropolojik, etnolojik, etnografik, arkeolojik ve linguistik bilimine göre önce dilini yok etmelisiniz. 
Çünkü  insanlar o dili konuştuğu için o gruptandır. 
Çünkü insanların hayatı  konuştuğu dil ile şekillenir, anlaşılır, yorumlanır, tanımlanır, tavır, düşünce, felsefe, tatbik  herşey dil ile olur vs. ….
Hayatta tüm diller, bir vasıta değil temel yaşam öğeleridir. Maddidir. 
Bir insan, kavim ve millet için en önemli varlık verisidir.
Örneğin, insan ve millet olarak bile, rüyanızın, isimlerinizin, danslarınız, kilimleriniz, motiflerinizin, gülüşlerinizin, şakalarınızın, fıkrakarınızın anlamı ve küfürleriniz bile konuştuğunuz dil ile oluşur anlam kazanır.
Ben bir antropolog ve etnograf olarak burada bu konuda şunu tereddütsüz olarak söyleyebilirim ki, bilime göre, biz sadece Türkçe konuştuğumuz için Türküz. 
Ve Türkçe’yi koruduğumuz ve geliştirdiğimiz sürece de Türk olarak kalırız. Varız deriz.
Başka grupların dilini dilimize katarak veya onları üstün görerek var olamayız.
Bugün Türkiye’de ki, arapça yı kutsal dil sayanları uyarıyorum, siz kendinizi ve gerçeğinizi inkar ediyorsunuz. Hayali ve rezil bir alemin içindesiniz. Ahlaksız ve vicdansızsınız. Kendinizi var edeni inkar ediyorsunuz. Aşağı görüyorsunuz. Bu yüzden de bir hiç olduğunuzun farkında bile değilsiniz. 
Bu tavırlarınızla Türk’lük ten, söylemesi benden, istifa ettiğinizi de belirtiyorsunuz. 
Bu  yanlış, dine dayalı, ideolojik tavırlarınız, Türk’ün değil sizin kendi bitişinizin öyküsüdür.
Türklüğün değil.Çünkü biz, milyonlarca biz, Türkçe konuşmaya devam ediyoruz.
Ve bununla da gurur duyuyor ve  övünüyoruz. 
Ne diyelim,Dininiz, kitabınız ve anlamadığınız Arapçanız sizin olsun. 
Tamam lan  hepside de size helal olsun. 
Ama Türklüğü var eden, Türkiye’yi var eden, Türkçe’den nefret edip konuşmak istemiyorsanız, bunları yani din, kitap ve Arapça  sevginizi de kendinizle birlikte alıp ve tek yön bir biletle, sizin sevdiğiniz dili konuşan diyara gidebilirsiniz….
Neden gitmiyorsunuz? 
Orada bir kaç gün bile dayanacağınızdan ve kabul göreceğinizden emin değilsiniz çünkü değilmi? 
Bunu da ‘eşşek veya eşlek oğlu/kızı’ gibi biliyorsunuz da değilmi?
Yok diyorsanız, denemesi bedava.
Biletin nereden alındığını biliyorsunuz.
Gitmek hiçte zor değil…
Hadi buyrun bakalım….
Türkçe ile yaratılan bu vatanda, size bu sonsuz rahatlık galiba 70 metrelik kazık gibi battı değilmi?.
Hele söyleyin bakalım, onun bunun övücüleri, çocukları, hayranları, sefilleri, eğer  Türkçe’den bu kadar muzdaripseniz, Türkiye’de ne işiniz var lan sizin!Söyleyin…Ne işiniz var..?
Hadi bakalım o diyarlar sizi bekliyor..Sevgili dininiz, kitabınız ve Arapçanız hayatınızı güzelleştirmek için sizi bekliyor..Sizin için kırmızı halı sermişler..Aman Türkçe yi sevmeyenler buyursun gelsin diye…
Aynen uydurulan cennetteki huri ve nuriler gibi…
Hadi bakalım denemesi bedava… Yol orada..
Bilette şurada..

Her zaman olduğu gibi bağımsızlıkçılar:
Atatürk’le kalın Cumhuriyetle kalın Hoşçakalın

Arkadaşlarınızla paylaşın

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
error: Uyarı: Korumalı içerik !!

Reklam Engelleyici Algılandı

Sitemizden en iyi şekilde yararlanmak için lütfen reklam engelleyicinizi kapatınız.