KONUK YAZAR

Ulema… / Prof.Dr. Ayhan Sezer

Çoğu kişi “ulema” ya saygı gösterir.

Ulemanın ilminden söz edilir. Ulemanın ilmi ne ile iştigal eder?

Ulemadan Muhammed Pezdevi’nin “Ehl-i Sünnet Akaidî”ne bir bakalım. Kitapta bu sorulara verilen farklı yanıtlar verilmiş.

Kitap, örneğin, hayvanların ruhunun olup olmadığı, kıyamet günü canlandırılıp insanlar gibi sorguya çekilip çekilmeyeceği gibi hayati konulara eğilmektedir.

Hz. Adem peygamber midir?

Ahiret var mıdır?

Ahiret neden vardır?

Sırat var mıdır?

Kabir azabı var mıdır?

Hayvanların ruhu var mıdır?

Hayvanlar da cennete girer mi?

Harfler mahlûk mudur?

Kur’an mahlûk mudur?

İman mahlûk mudur?

İman artar mı, eksilir mi, aynı mı kalır?

Öldürülen kimse eceliyle mi ölmüştür?

Şaki, said olabilir mi?

Said de şaki olabilir mi?

Hz. Ali, Ebu Bekir’e gizlice biat etmiş midir?

İmam, adaletsizlik yapar ve günah işlerse azledilebilir mi?

Cinler cennete girecek mi?

Ruh hakkında konuşmak caiz midir?

Şeytanların ve cinlerin insanların kalberine vesvese verme ve cinnet sebeplerini kazandırma yetkisi var mıdır?

Evliyanın kerameti olabilir mi?

Müslüman çocukları cennete, kâfir çocukları cehenneme mi gidecek?

Şeriat hakikat mıdır?

Ahiret hem ruhanî mi hem cismanî midir?

Dillerin aslı nedir?

Allan bir dil öğretmiş de diğerleri sonradan insanlar tarafından mı geliştirilmiştir?____

Pezdevi, Sünnet ehlinin görüşlerinin doğru diğer görüşlerin yanlış ya da küfür olduğunu kanıtlamaya çalışmaktadır. Ne var ki bunu başarabilecek ne bilgisi vardır ne de zekâ düzeyi yeterlidir.

Yaptığı açıklamaların çoğu akıl bulanıklığa işaret etmektedir.

İşte bir örnek:

Harflerin yaratık olduğuna delil şudur: Harfler gerçekte ağızın kısımlarıdır, yanlarıdır. Ağızın bu kısımlarından meydana gelen seslere harf adı verilir. Ağızın kısımları ve sesler ise yaratıktırlar. Kağıt üzerine yazılan şeye harf denir, Zira bu yazılan şey söz konusu harflere delalet eder. Boya da böyledir, o da imal edilmiş mahluktur.

Kitabın dört halife hakkındaki bölümü ise ne yazık ki kasıtlı yalanlardan ibarettir. Hele Uhud Savaşında Hz. Muhammed’i BIRAKIIP savaş meydanından kaçan Osman’ın, Muhammed’i canı pahasına koruyan Hz. Ali kadar cesur olduğunu söylemesi yalanın dozunu fazla artırmıştır.

Pezdevi, Şia ile Mu’tezile’ye batıllar arasında sayıyor ama hiç de haklı sayılmaz. Hele Mu’tezile’nin akla ve mantığa dayalı yorumlarını saçma yanıtlarla kabul edilemez bulması çok gülünç oluyor.

Kitabın en ilginç bölümü, “kâfir” mezhepler hakkındaki bölüm. Pezdevi, Bekriyye, Dırariyye, Evliyaiyye, Havaric,Hubbiyye, Hulüliyye, Hûriyye’ye , Huseyniyye, İbahiyye, Küllabiyye, Mücessime, Mütecahile, Mütekasile, Reddiyye,Vakıfiyye mezhepleri hakkına kısa bilgiler veriyor.

Bu mezheplerin de alt kolları varmış.Bu mezhepler bin yıl öncesine ait ama günümüz tarikatlarının bu “kâfir” mezheplerin bazı inançlarını benimsedikleri anlaşılıyor.

Ulema cenahı bu minval üzere.”NASS*dan söz ederken kimin “NASS”ı olduğunu belirtmekte yarar olmalı çünkü yukarıdaki soruların yanıtları muhtelif.

Arkadaşlarınızla paylaşın

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
error: Uyarı: Korumalı içerik !!

Reklam Engelleyici Algılandı

Sitemizden en iyi şekilde yararlanmak için lütfen reklam engelleyicinizi kapatınız.