Deniz CÖMERTBAY

PENCERENİN ARDINDAN

Özgürlüğümüzü gölgeleyen pencerelerimizden
Bakarken bu uçsuz bucaksız gökyüzüne
Görünce bir kuşun kanatlarının
Bu mavi deryasında salındığını
Tutsaklık işliyor içimize önce
 
Rüzgar bir yaprağa çarpıyor sonra
Sonra bir diğerine
Ve sonra bir diğerine...
Hışırtılı ama huzurlu bir ses çıkıyor ortaya
Karmaşık ama ahenkli
İnsanın içersine biraz umut serpen
 
Sonra iniyor gökyüzündeki, ağaca doğru
Pencerenin çok yakınına
Sana özgürlükle tutsaklığı aynı anda hissettiren
O canlı sanki sana bir şey anlatırcasına geliyor yakınına
Konuyor bir kahverengi dala
Ve gagalamaya başlıyor usulca
Yeni çıkmış meyve filizlerini
 
Sonra dalıyor gözlerimiz uzaklara
Bulutlara belki, belki de çok uzaklardaki
Sıra sıra dizilmiş evlere
O evlerin pencerelerinden sarkan
Yüzlercesinin olduğunu düşünmek
İyi geliyor sıkılgan suratlarımıza
Yalnız olmadığını hissetmek belki
Dolduruyor birkaç boşlu kalplerde
 
Ardından bulutlara dönen gözlerimiz
(Güneşin sımsıcak ısıttığı o pamuktan bulutlara)
Ağzımıza hafif bir gülümseme konduruyor
Elimiz pencerenin koluna gidiyor ve
Derin bir nefes çekiyoruz içimize
İçinde biraz özlem biraz hüzün
Ama en çok da umut olan temiz bir hava  
 
Ve kapıyoruz penceremizi yarınlar için...
Daha Fazla Göster
Başa dön tuşu
error: Uyarı: Korumalı içerik !!