MANŞETSAĞLIK

Son 35 yılda diyabetli sayısı 4 kat artış gösterdi

Diyabet, kişide kan şekerini dengeleyen hormon olan insülinin eksik olması ya da yetersiz fonksiyon görmesi ve bu nedenle kan şeker düzeyinin normalden yüksek ya da düşük olması sonucu ortaya çıkan kronik bir hastalıktır. Diyabet kalp, damar ve sinir sisteminin yanında immün sistem olarak adlandırılan savunma sistemimizi de olumsuz etkilemektedir.   

Diyabetli sayısının 2030’da 643 milyona, 2045’te ise günümüze göre tam yüzde 46’lık bir artışla 783 milyona ulaşması bekleniyor. Diyabetlilerin zatürreye yakalandıklarında, sadece hastalıktan değil, kan şeker dengesinin, kalp, böbrek fonksiyonlarının bozulması gibi ek sorunlardan da etkilendiklerini ve bu nedenle zatürre aşısı olmaları gerektiğini belirten Türk Diyabet Cemiyeti Başkanı Prof. Dr. Hasan İlkova, 24-30 Nisan Aşı Haftası sebebiyle önemli bilgiler paylaştı. 

Diyabet, 21. yüzyılın en büyük sağlık sorunlarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır.  Kalp, damar ve sinir sisteminin yanında immün sistem olarak adlandırılan savunma sistemini olumsuz etkileyebilmektedir. Tüm bunların sonucunda; kalp ve damar, böbrek, göz hastalıklarına, sinir işlevleriyle ilgili sorunlara, ayaklarda zor iyileşen yaralara ve genel olarak enfeksiyon hastalıklarına da zemin hazırlayan bir hastalıktır.

Diyabet doğru beslenerek ve hareketsiz yaşamdan kaçınarak yüzde 70 oranında önlenebilir
Son 35 yılda diyabetli sayısı neredeyse 4 kat artmıştır. Bugünkü verilere göre, tüm dünyada 537 milyon olan diyabetli sayısının 2030’da 643 milyona, 2045’te ise günümüze göre tam yüzde 46’lık bir artışla 783 milyona ulaşması bekleniyor. Tahminlere göre, az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki artış oranı çok daha belirgin olacaktır.
Ülkemizde yetişkin nüfusun yüzde 14,5’ine karşılık gelen, 9 milyon kişi diyabetlidir. Bu rakamın 2030’da yüzde 16’yı aşarak 10,8 milyona, 2045’de ise yüzde 13,7’ye çıkarak 13,3 milyona ulaşması beklenmektedir.
Hareketsiz yaşam, sağlıksız ve yanlış beslenme, genetik yatkınlık, fazla kilolu olmak, çocuklar ve gençler de dahil olmak üzere, diyabetli nüfusun yaklaşık yüzde 90’ını oluşturan Tip 2 diyabete zemin hazırlıyor. Oysa Tip 2 diyabet, doğru beslenme ve hareketsiz yaşamdan kaçınarak yüzde 70 oranında önlenebilir veya geciktirilebilir.

Diyabet sadece bireyler için değil sağlık sistemleri için de büyük yük
Diyabet, bireylerin sağlığını olumsuz şekilde etkilemekle kalmayıp, ülkelerin sağlık sistemleri üzerinde de büyük yük oluşturmaktadır diyen Türk Diyabet Cemiyeti Başkanı Prof. Dr. Hasan İlkova: “Bu yükü azaltmak; toplumun bilinçlendirilmesi, diyabete sebep olan faktörlerin önlenmesi, erken tanı ve tedavi, diyabet nedenli risklerden korunulmasını kapsayacak ulusal sağlık politikaları ile mümkündür” dedi.
Diyabetlilerin dikkat etmesi gereken konuları üç ana başlık altında toplayan Prof. Dr. Hasan İlkova, bu başlıkları şöyle sıraladı:

  • Kan şekerinin ideal aralıkta tutulması: Bunun için tıbbi beslenme tedavisinin öğrenilmesi, kişiye uygun olan düzenli egzersizlerin yapılması, ideal kiloya ulaşılmasına gayret edilmesi önceliklidir. Hekim kontrollerinin aksatılmaması, verilen ilaç ya da insülinlerin düzenli ve tarifine uygun kullanılması, kişinin de kan şeker takibini kendisinin bizzat kontrol etmesi ideal kan şekerine ulaşılmasını sağlayacaktır.
  • Diyabete sıklıkla eşlik eden diğer hastalıklar: Diyabetlilerde hipertansiyon, kolesterol yüksekliği, kalp ve damar hastalığı, böbrek hastalığı varsa mutlaka sıkı takip edilmelidir.
  • Diyabetin doğuracağı ek sorunların önlenmesi: Diyabetlinin, ayak sağlığı ve bakımıyla ilgili konuları öğrenmesi ve uygulaması, yara gelişimini engeller ya da oluşan yaraya daha erken ve etkili bir tedavinin uygulanmasını sağlar. Diş sağlığı için düzenli kontrollerin yapılması, diyabetlilerde diğer bireylerden daha çok önem arz eder. Bir sorun olmasa bile yıllık göz muayenesi, gelişebilecek komplikasyonların erken tanı ve tedavisini sağlar. Riskli gruplarda olduğu gibi diyabetlilerde de erişkin aşılarının uygulanması, diyabete bağlı olarak daha ağır seyredebilecek enfeksiyonları önler ya da en azından şiddetini azaltır” dedi.

Diyabetlilerdezatürre riski, sağlıklı bireylere nazaran çok artmıştır
Prof. Dr. Hasan İlkova: “COVID-19 salgını, bazı kronik hastalıkların bağışıklık üzerine olumsuz etkilerinin ne kadar fazla olabileceğini gösterdi. Diyabet vücudun savunma sistemini zayıflatabilen bir hastalıktır. Diyabetlilerde zatürre riski, sağlıklı bireylere nazaran çok artmıştır.  Daha önemlisi ise bu kişilerin zatürre nedeniyle hastaneye yatış oranı 3 kattan fazladır ve ne yazık ki, daha ağır seyredebilmektedir” dedi.
Diyabetin vücudun direncini zayıflatan tek hastalık olmadığını ifade eden Prof. Dr. İlkova sözlerine şöyle devam etti: “Diyabetlilerde, diyabet hastalığına ek olarak kalp ve damar, böbrek hastalıkları, kronik akciğer hastalığı eşlik edebilir. Diyabetli kişilerde sadece ileri yaş nedeniyle bile savunma sistemi çok daha zayıf olabilir. Örneğin diyabete eşlik eden, direnci azaltan bir ek hastalık zatürre riskini 7 kat, birden fazla hastalık mevcut olduğu durumlarda ise 17 kat artırmaktadır.”

Diyabetliler zatürreye yakalanırlarsa, sadece hastalıktan değil, kan şekeri dengesinin, kalp, böbrek fonksiyonlarının bozulması gibi ek sorunlardan da etkilendiklerini ifade eden Prof. Dr. Hasan İlkova: “Zatürre gelişen diyabetlinin hastaneye yatırılma riski 3 kat fazladır. Pnömokok bakterisi yüzünden gelişen, invazif dediğimiz ve içinde zatürrenin de bulunduğu ağır geçirilen infeksiyonların riski de tam 8 kat daha fazladır. Diyabetli bir bireyde zatürreden ölüm riski, aynı yaştaki diyabeti olmayan birine göre yaklaşık 3 kat fazladır” dedi.

Zatürre aşısı diyabetliler de dahil her yaştaki risk gruplarına ücretsiz
Ülkemizde zatürre aşısının, her yaştaki riskli erişkin kişilerin ve 65 yaş üstündeki tüm bireylerin bağışıklaması için 2016 yılından beri Sağlık Bakanlığı tarafından temin edilerek; il ve ilçe sağlık müdürlükleri vasıtasıyla Aşı Takip Sistemi (ATS) olan sağlık kurumlarına ihtiyaca göre ücretsiz olarak verildiğini vurgulayan Prof. Dr. Hasan İlkova: “Tüm 65 yaş üstü kişiler, kronik akciğer, kalp, karaciğer, böbrek, kanser hastaları, diyabetliler, beyin omurilik sıvısı kaçağı olanlar, kulak sinirine bağlı duyma aracı yerleştirilenler, dalağı olmayan ya da alınmış hastalar, HIV pozitifler, alkol bağımlıları, kan hemoglobin yapım kusuru olanlar, organ nakli olacaklar, uzun süre kortizon kullananlar zatürre aşısı olmalıdır. Bu kişilerin dışında da savunma sistemini zayıflatan durumu olduğu düşünülen kişiler de hekimin onayıyla zatürre aşısı olabilirler” dedi.

Arkadaşlarınızla paylaşın

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
error: Alert: Content is protected !!